Son Dakikalar Ülkesi

0 5

Sevgili okur, an itibariyle “son dakika” haberlerinin adını  “son saniye” haberleri olarak değiştiriyoruz. Daha dakika bitmeden yaşanan yeni vahim olaylar bizi bu değişikliği yapmaya mecbur bıraktı, n’apsaydık yani. Daha yelkovan bir turunu tamamlamadan bombalamalar, suikastler, kundaklamalar…e buna can dayanmadığı gibi dakika da dayanmadı. İleriki durumlara bakarak bunu saliselik uygulama yapma ihtimalimiz mevcut. Hani sizin kalbiniz dayanmazsa o sizinle kalbiniz arasında bir durum nihayetinde… Haber kanalları eskiden haber azlığından mütevellit, otun bokun faydasından bahsederek, ünlü beslenme uzmanlarını konuk ederek filan süreyi bir şekilde doldurmaya çalışırlardı. Şimdi birilerinin ölen evlatlarının isimlerini sayarak bile bu süreyi doldurabiliyorlar. Durumdan tek şikayetleri, artık ölümün haber değerinin kalmaması…

Rambo filmlerinde böyle bir sürü bombalar filan patlardı, ateşler bi şeyler.. Biz de kendimizi filmin kahramanıyla özdeşleştirmenin verdiği rahatlıkla, ulan nasılsa filmin sonuna kadar ölmiyecem diye gerine gerine izlerdik hatırladın mı? Şimdi de olan bu aslında. Ekranda artık rutin diyebileceğimiz patlamalara o kadar alıştık ki kendimizi filmin kahramanı zannediyoruz. Hepimiz ölüceeeezz diye sizi korkutmaya gelmedim, sakin olun, durum tespiti yapıyoruz şurada. Katıldık kaldık diyorum. Zihnimiz dondu diyorum. Bilinmeyen bir araca bindirildik götürülüyoruz diyorum. Uzaylılar tarafından kaçırıldık diyorum. Fark etmez. Öyle katatonik şizofrenler gibi kaskatı kaldık sonuçta. Kumandanın tuşlarının hangisine bassan fark etmiyor, kırmızı hariç… Buradan sinema yapımcılarına sesleniyorum. Her ne kadar beni okumuyorlarsa da seslenirim alla alla. Herkes birilerine seslenip duruyor facebook’tan biz bi şey diyor muyuz? Adamın arkadaş listesinde hepi topu ikindiyi cemaatle kılacak sayıda arkadaşı filan var ama o cumhurbaşkanına sesleniyor. Böyle de bir özgüven var adamda. Ya da kadın zaten listesinde tek muhafazakâr isim bırakmamış ama bütün gün muhafazakârlara küfrediyor 🙂 Hayır, bi gün üstüne alınacak biri maazallah… Onlar neyin kafasını yaşıyorsa benimki de o hesap. Birinin tanıdığının tanıdığının tanıdığı film yapımcısı olamaz mı? Eyy yapımcı duy sesimi! Niyetin varsa bile aksiyon filmine yeltenme. Bu ülkede aynısın gerçeği yaşanıyor zaten. Senin bulduğun senaristin yaratıcılığını aşan şeyler bunlar. İki gün arayla zincirleme bomba patlatıp üçüncü gün eski KGB ajanlarının yönettiği bir ülkenin büyükelçisine Hitchcockvari bir suikast düzenletir miydi senin senaristin? Böylesi bir assassin’s creed senaryosunu hangi senarist yazmış? Bak dün gece yeni bir Gavrilo Princip doğurdu bu topraklar! Tarih dersi zayıf olanlar varsa Gavrilo ismiyle meşhur şahıs I. Dünya Savaşı’nın müsebbibi olarak görülen suikastçıdir. Henüz reşit olmadığı bir yaşta utanmadan Koskoca Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliaht prensi ve prensesini öldüren bu Sırp milliyetçi o sırada bir dünya savaşının “sudan bahanesini” ürettiğini biliyor muydu? Bilmiyordu tabii. Ama öğrenecek kadar yaşadı bi kaç yıl. Şanslıydı, bizim özel harekat polisi tarafından “etkisiz hale getirilmedi” çünkü. Her nasılsa şimdiye kadar canlı ele geçirdiğimiz birini hatırlamıyorum. Neden adı “özel harekat” merak etmiyor değilim. Normal olan polislerden de göndersek adamı kevgire çevirebilirlerdi nihayetinde. Maktulun kimliği pek mühim olmasa gerek ki “sus len köpek, gebereceksin” tarzı Cüneyt Arkın repliklerini andıran sahnelerle sonuçlandı “etkisiz hale getirme” operasyonu. Allahtan konu komşu fotoğrafından tanıyıp, kız bu bizim Perihan’ın oğlu değil mi deyip whatsapp ihbar hatlarından abanıyor da en azından sabaha karşı göz altına alınan gözü yaşlı Perihan teyzeleri filan görüp “ohh be azmettirenleri şimdi hemen bulurlar” deyip rahatlıyoruz. Kadın, oğlunun suikastçı olduğuna mı üzülsün, doğurduğu evladın öldüğüne mi üzülsün, evinde ağlayacağı yerde gözüne sokulan kameraların önünde ağlayamadığına mı üzülsün karar verene kadar KGB ajanları azmettiriciyi tespit eder mutlaka.

Sudan bahane terimini de öğrencilerime anlatır gibi amiyane ifadelerle açıklamak isterim mümkünse. Değilse canın sağolsun. Bak bu dileğim de bu ülkede az buz bir dilek değil. Mümkün olanlar için anlatıyorum, hani birine çok pis gıcık oluyorsundur, o da sana. Misal, kayınvaliden! Mütekabiliyet prensibine daha güzel bir örnek varsa buyur göster 🙂 Hah, bulamadıysan devam ediyorum. İkiniz de birbirinize dalmak istemektesiniz ama işte öyle durup dururken de dalınmaz ki adama 🙂 Bahane ararsan, ohooo. Bu kayınvaliden için komşusunun elli ikisine gitmemen olabileceği gibi senin için de cürmümeşhut  yapar gibi evine gelmesi olabilir. Reel şeylerden bahsediyoruz burada. Sonra o sana dalar, sen ona dalarsın, oğlu itilaf güçlerine katılır, senin annen müttefik, ortak tanıdıklar kendi çıkarlarına göre ittifak, itilaf ayrılır gider 🙂 Dünya farklı mı sorarım ey okur! Tabii ki de bu bir soru cümlesi olmadığı için soru işareti koymuyorum. Ünlem işaretinin popüler olduğu zamanlardan geçiyoruz, bence burada inme, belki tüm olanlara bir “nokta işareti” buluruz ileride bi yerde…

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.