Sizi Kutsal Evlilik Bağıyla Bağlıyorum

0 6

Sevgili okur, bugün sapsayın “adalet” bakanına seslenesim var.. Aslında kaç gündür seslenesim var da zor duruyorum! Kendileri geçen hafta yaptıkları açıklamayla yüreğime su serptiler.. Hiç “karı-koca arasına kimse giremez” diye duymadınız mı siz? Hah, iste sayın bakanım da “karı-koca arasına devletin girmesi ne kadar doğru” diye sordu.. Niye abartıyorsunuz? Bi tokat yedin diye soluğu adliyede alan abla, sana sesleniyorum. Bi dur. Du bakalım, ikinci tokat gelecek mi? Bunun yumruğu, tekmesi var mı? Olsun varsın. Bakalım adam nereye kadar gidecek? Baktın silah çekti.. Du bakalım vuracak mı? Eh artık vurduysa, karı-koca arasına kimin gireceğini bulduk! İmam! Yani cenaze namazını Bekir Bey kıldırmak isterse o da girebilir. Caizdir. Mümkündür.

 Doğal olarak bu hukukun tanımını da değiştirir. İnsan-insan, insan-devlet ilişkilerini düzenleyen kurallar tanımı artık Bekir bakanım tarafından “karı-koca” olmayan insan ilişkileri şeklinde değiştirildi. Aklınızı alırız! Karı-koca da kendi ilişkisini bi zahmet kendi düzenlesin yahu. Hatta karı hiç uğraşmasın koca düzenler. Misal benimki düzenliyor. Sıfır hata! Devlete bir tek evlenirken müracaat etmedik, arada ben ilişkimize devleti sokmaya kalktım. Şu an utanç içindeyim. Burada tüm kamuoyundan ve sayın bakanımdan özür diliyorum. Gerçi araya devleti sokmadan karı-koca olma durumundan nasıl çıkılabileceğini hiç bilmiyordum. Üzgünüm. Bakanım biliyor ki konuşuyor. Ben devlet büyüklerimin, sümmehaşa, en basit memurunun bile sözünü kanun sayarım. Milli eğitim memurları bu yüzden benim tipte insanları pek sever efenim. İki elim göbek nahiyemin biraz üstünde kıraat pozisyonunda gözlerimde bu bayram olmadı bi sonraki bayram kesilirim bakışı ile ses tonumu onların çaylarını rahat rahat içebilmelerine müsaade etmedim üzgünüm tonuna ayarlayarak konuşurum. Göz göze gelmem. Genelde baktığım memurun arkasında duvarda ilginç bir motif bulmaya çalışırım. Yoktur genelde öyle bir motif. Olsaydı çünkü o motif memur ile işi arasına girebilirdi. Bakanlarımız motifler konusunda da hassas dolayısıyla. Allah onlardan razı olsun! Buradan aldığım güçle sayın Nabi bakanıma sesleniyorum. Artık benimle öğrencim arasına girmesin. Kutsal bi ilişki bizimki de sonuçta. Veli zaten girmesin, o kim oluyo? Kazık kadar çocuğa tüm yaz haberlerde ünlülerin girdiği denizin Akdeniz olduğunu öğretemesin sonra gelsin şudur budur! Ayol, bilinmeyen bir denizdeki adaların fethini anlatıyorum onlara haberim yok! Sonra bik deyince müfettiş gönderiyor bakanım, veliye 147 diye bi telefon vermişler, evde eşine kızdıkça milli eğitimi arıyor. Lütfen. Valla adalet bakanımız, içişleri bakanımıza şikayet telefonlarını bundan kelli 147 yönlendirelim diye bi talimat verebilir.. Polis değil milli eğitim müfettişleri baksın. Yeter ki olay adli soruşturma aşamasına gelmesin. Biz idari soruşturmaya açığız. Severiz. Ölürüz. Nasılsa Nabi bakanım birilerinin arasına girmeye meraklı. Bu zafiyeti kullanılabilir. O da açık vermeseydi. Çıksın madem kürsüye, kameraların önüne Bekir Bey gibi “hiç işim olmaz” desin! Hatta “dünya yansa hasırım yanmaz” bile diyebilir. Müsteşarları hiç uğraşmayın, ben yazabilirim konuşmayı. “Öhom.. Sevgili öğrenci, veli ve öğretmenler! Rahat olun yahu. Biz artık sizin aranıza girmemizin ne kadar doğru olduğunu bilemiyoruz. Çekiliyoz biz. Arivederci. Tatile gidiyoz . Nereye gideceğimiz konusunda inanın kendi kendimizin bile arasına girmiyoruz. Öpüldünüz..” diye bitirirdim. Umarım yazdığım şeylerle arama kimse girmez, özellikle adalet bakanı 🙂

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.