Şşşt şşşt sakin ol

0 3

Daha önce belirtmiştim sevgili okur, (yeniden yazmamın bi sakıncası var mı) romatizmalı bir ruhum var benim, yani yağmur yağmadan önce anlamaktan daha hassas, kabiliyetli bir ruh. Şey gibi…eee…deprem olmadan depremi bilmek gibi!

Yazışmalar ötesinden, binalar ötesinden, şehirler ötesinden geliyor enerjiler. Şu beni özledi, şu bana küstü, şu kızdı diyorum. Diyorum da, size de tavsiye ederim; bişey yapmıyorum bu konudaa akışa bırakıyorum(artık).

Bazen bir şeyi tamir etmeye çalışmak daha da bozulmasına neden oluyor. Misal, aylardır dilimde tüy bitti şu mutfak masasıylan sandalyesini değiştirelim demekten! Sandalye çöktü, iki kere düştüm! (kilondandır diye aklından geçiren kötü niyetli okur, DEĞİL!) İkisinde  de “bizimki” tamir etti (ğini sandı) ve mutlu son! Üçüncüde elimdeki bulgur tabağı bir yana ben öteki  yana 1.67 yayıldım. Sol kalçam ve (sanırım düşüşü hafifletsin diye uzattığım) sağ kolum feci şekilde yaralandı. Valla ajitasyon için söylemiyorum( fakat ama lakin) şu an yazıyı yazarken kolumun acısı “beynimde zonkluyor”. (nasıl bir şey olduğunu tüm trakyalılar anladı)

Demem o ki bazen çok ısrar ettiğiniz ve tamir edemeyeceğiniz durumlar, nesneler vardır, olacaktır (breh breh, sevgili hemşerilerim diye devam edesim geldi)

Ben de “evrene” yeni masa sipariş ettim (tahmin edilen teslim tarihi: “bakarız, yaza alırız” şeklinde belirlendi). Romatizmadan girdin, masadan çıktın diyen sabırsız okur,   kısa kesiyorum; bazen uğraşsan da olmuyor!

Hissediyorum, var öyle bir şey. Bugünlerde biri bana çok kızsa da seviyor! Valla paranoya diil!  Ne diyeyim ,bu yılın favori parçası “let it go”; bırakıyorum, gidiyor! Selametle…

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.