Olduramazsan Oldururlar!

0 8

Sevgili okur, sizlere bu satırları nefes nefese, üzerimden her toplantıda giydiğim ceketi çıkarmadan yazıyorum. Çünkü yazma işini bir an evvel bitirip asıl işim olan “çalıştığım okulu nasıl uçururum” konusunda acilen bir beyin fırtınası yapmam lazım! Nasıl bir toplantı olduğunu çıkaramadığım, herkesin alttan alta birbirini süzdüğü (nebçim adam, nebçim kadın?) “Redbull Kanatlandırır” başlığı konsa yadırganmayacak, nedense çıkarken kanatlandığım bir toplantıydı. Sanırım katılımcılar imam aramakta ve bulamamaktaydı. Çünkü teknisyen eksiği olsa zannımca teknik lise ile bir toplantı düzenlerlerdi. Bu beni biraz düşündürmedi değil. Malum sayın milli eğitim bakanımız bu konuda bir eksik tespit etmiş olacaklar ki seneye bununla ilgili alınacak tedbirleri kamuoyu ile paylaştılar!

Her neyse, sonuçta yemekli bir toplantı olunca gittik. Yine malumunuz ciddi bir et sıkıntısı çekmekteyiz. Olur da et ikram ederlerse vatandaş olarak genelde mercimekten aldığımız proteini bu sefer etten alalım dedik (dedim). Ve galiba aynı sıkıntıyı toplantıyı düzenleyen arkadaşlar da çekiyordu 🙂

Meğer ki onlar da elektrik ihtiyacımız olduğunu sanmasınlar mı! Bir ara toplantı salonunun tavanında kıvılcımlar hasıl oldu gibi geldi. Omuzlarımı kısıp da oturmam biraz da yıldırım düşebilir korkusundandı. Tamam, kabul ediyorum, çok sayın milli eğitim müdürümüz gelince ayağa fırlamam bir miktar yalakalık barındırıyor gibi görünebilir! Halbuki otoriteden korkmamdan! Ben üniformalı ve takım elbiseli insanlardan tırstığımı daha bu köşede yazdığım ilk yazıda söylemiştim! Sadık ve eski okurlarım bilir, siz bilmiyorsanız n’apim?

Yok hani biraz gururlanmadım değil!Onların (takım elbiseli adamların) sessiz durmaları bizi dinledikleri anlamına gelmiyor, bunu 16 yıllık mesleki kariyerimde karşılaştığım öğrenci milleti bana zaten öğretti. Bu insanlar bizi hakikaten dinlediler (de ne cevap vereceklerini önlerindeki ufak kağıtlara yazmaları bir münazara havası yaratmadı değil, kendime not; milleti ağzı açık ayran budalası gibi dinleyeceğine, nasıl cevap yapıştırıp da oturturum diye küçük kağıtlara not al, hem seni daha ciddi gösteriyor) Sonra ağır bir itham bombardımanına maruz kaldık ( ki bu da beni ne derece önemli biri olduğum konusunda ayrıca gururlandırdı) Meğer ben “basit bir tarih öğretmeni” değilmişim!! Koccaa okul benden soruluyormuş! Rabbime binlerce şükür! Bakan olmama gerek kalmadı 🙂 Bu öğrencilerin tarih ile ilgili alt yapısı sağlam olmadı mı? Üzülme, şarkıcı, türkücü, sporcu mporcu, kızsa söz dinleyen bir ev hanımı, erkekse kahveden dönerken iki ekmek almayı unutmayan insanlar yetiştir sende! Anası babası bir yana, sen bir yana, dünya … 🙂

Beni tanıdığınız kadarıyla toplantı süresince uslu uslu oturuyor olduğumu tahmin edersiniz. Çok sıkıntı yapmadan tabağımdaki antibiyotikli mutsuz tavuğun cesedini çatalımla dürtüyordum ki yanımdaki laz uşağı ayağa fırladı. En son kayınvalidem beş günlüğüne geldiğinde bu kadar tırsmıştım! Valla ben bu kadını hiç tanımıyorum hakim bey, müdür bey ekmek musaf çarpsın ki burada tesadüfen yanıma oturmuş hale getirecek şeyler söylemesin mi! Hem de müdüre! Hem de dümdük! Vay anam vay! Yani müdür kalkıp önünde yerlere secdeye kapanacak hale gelmediyse yatsın kalksın bana dua etsin! Çekelemekten ceketi elimde kalacaktı. Kızım, “hoop, bürrrş”! Şimdi bunun konuşması yetmedi, beni de ittirmediler mi! Ne diyim şimdi? Memleketteki imam sayısı gayet yeterli ilde 5 adet mobilya öğrencisi kalmış, haberiniz olsun desem, mobilya lobisi ile bi bağlantım olduğunu düşünebilirlerdi! Ben de salak salak güzide öğrencilerimizin tarih netlerinden bahsetmeye kalktım! Bilmez mi koskoca müdür bunları. Terbiyesiz, otur, sıfır! Şeyden mi bahsetseydim ki acaba? Peçenek Türkleri’nin Bizans’a ihanetinden? Sonuçta çalıştığım yerler bunlar! Ben bizim okul müdürünün yerinde olsam, memleketteki çoğu şeyin müsebbihi kimse, bizim okulun başarısız bulunmasının müsebbihi olarak da onu gösterirdim. Olur, biterdi. Tabii ki paralel yapı!

O değil de, toplantı sonunda masadaki koca su şişesini çorladığımı umarım kimse görmemiştir! İkbalime mani olmasın! Şimdi “tavukları uçurmak”, “roketleri ateşlemek”, “olmayanı oldurmak” için var gücümle çalışmaya gidiyorum! Selametle!

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.