Masum değiliz ya da kusurlu malın iadesi hakkında

0 5

Sevgili okur, bazen bir kaç adım uzaklaşıp kendime bakıyorum da (narsistçe değil la manen) niye bu kadar harap ediyorsun kızım kendini diyorum.

Geçmiş yıllarda yaşamıma bir şekilde giren (kitaplarıyla, rolleriyle, yemekleri, disiplinleriyle, çocuklara yaklaşımlarıyla, ilişkileriyle) modellerim oldu, “işte böyle olmalıyım” dediğim zamanlar!

Hepsi kusursuz olabilmek için biriktirdiğim peçvörk battaniyemin yamalarıydılar. Bittiğinde rengarenk ve “en güzel” olacaktı. Da olmaya çalışırken olmadı be okur! Tik işareti atabilirim bazılarına; yemek : evet , disiplin: evet . Tek tek onayladığım şeyler bir bütün teşkil ettiğinde onaylanmayan bir şeye dönüştü.

Kusurlu olan şey güzel be dostlar! Kusurlu olan “insanın” kendisi. İyi, samimi ve kusurlu! İşte olmak istediğim yeni şey!

Şu cümleler beni geriyor, karşımdakini de:

-ben çocuklarıma asla şekerli yiyecekler vermedim

-ben öğrencilerime şöyle yapıyorum ben harikayım

-temizliği şöyle…

-benim eşim…

-o yazar bana çok şey geliyor…

-ben sosyal ortamlarda…

-makyaj ve bakım…

hay bin kunduz, yazarken daral geldi yav! Hepsinde çok kötü olsam da yine beni sevin olur mu!

-sıkışınca yalan söylerim (çocuklarım bu yazıyı okuyacak kadar büyüdüklerinde bu maddeyi silelim bi zahmet)

-arada nöbetten kaytarmak isterim

-her zaman yemek yapamam

-sabahları yatakları toplamıyorum (artık)

-oğlumun çarpma işlemleri çabuk bitsin diye hesap makinesi ile yaptık (bu mahkemede delil olarak kullanılabilir)

-hasta olduğum günler öğrencileri aktif kılarım (saygılar)

-bu liste bitmez

Çok “kasıntı” olduğumu söyleyen × kişi haklıymışsın, Edirne’nin elektrik ihtiyacını ben karşılıyordum. Bir öğrencimin dediği gibi ; wi-fi yı kapatıyorum, parlaklığı kısıyorum, şarjım anca kendime yeter be ya!

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.