Kezban’la Sohbetler

0 3

Sevgili okur, pek bi fenayım. Sanırım yakında korkulan olacak ve doktor “kendi haline bırakın” diyecek. Misal, daha bugün tahtaya çizdiğim bir çöp kadına “kezban” adını verdim ve onunla konuşmaya başladım. Zira sınıftaki kalabalık kezban sürüsü benimle konuşmuyordu. Ben sordum, sağolsun Kezban yanıtladı. Bi ara dalmışım muhabbete. N’olcak bu dolunay işleri diye soruyordum ki sınıftaki zombilerden biri konuştu! Epey ürktum.. Ay siz yaşıyor muydunuz diyesiye konuşan zombi yanıma geldi! Tevekkeli değil bi derdi varmış! Tuvalete gitti!

Yav sayın bakanımı arayıp “şu işe bi ‘bakıver’ ” mi desem! Yani sonuçta “kış turizmi” başlamak üzere, kar kapıda. Turizmcilere destek olmak biz öğretmenlerin, öğrencilerin, velilerin boynunun borcu. Bu evlatlar dirilmeden(-ki kıyametle birlikte anca) okulları açmayalım biz. Tükkanın masrafı kurtarmıyor. Sınıfın kapısından bildiğin pokemon topu gibi giriyorum “tık” yok. Hani minicik bi topu atıyorlar da koca bi yaratığa dönüşüyor. Aynen. Soru. Sessizlik. Soru. Sessizlik. Soru…..evet örüntüyü tamamlayın bakalım. Sessizlikten kendim de pek bi ürperdiğim için Kezban’ı yarattım. Yani pedagojik yaklaşıyorum. Kendi soruma kendim cevap verecek diilim sonuçta. Deli filan derler. Kezban sağolsun cevaplıyor. Bi ara o da sınıftaki haylazlarla konuşmaya kalktı! Kezban, dedim, performans notun dedim, sonra n’apıyon sen kadın dedim, sustum. “Leyla olmuşsun sen” dedi Kezban. Sıcak sudan direkt soğuk suya geçen şoklanmış bir Leyla. Evet, ben buyum. Sen?

Facebook Yorumları

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.