Kendimi Kendimden Çıkardım Değişik Biri Çıktı

0 34

Sevgili okur, soldan sağa iki harfli, ikinci harfi V, insanların kendi olabildikleri yegane mekan?  Heyy, buldum: EV! Evimizden çıkıp işe, kahveye, ne bileyim misafirliğe giderken kendimizi bir giysi gibi evde bırakırız. Hele misafirliğe giderken, o giden biz bile olmayabiliriz. Giden bizim bir izdüşümümüzden ibarettir.. Konuşmamız argolardan arınır, sesimiz incelir, yüzümüzde kibar bir ifade sabitlenir. Peki konuşma konusu? Durun, bu önemli!

İçimdeki ev hanımı Binnaz ile tarih öğretmeni soğuk nevale Filiz ciddi çatışma içinde. Hangisinin nerede başlayıp nerede bittiği belli olmuyor. Onun için çok davet almayız normalde J

-Konuşma konusu bulmalıyım Binnaz!

-Hmm nereye gidiyoruz Filiz Hanım? Gittiğimiz aile muhafazakar mı, liberal mi, ortaya karışık mı, anarşik mi?

-Saçmalama Binnaz, normal bi aile işte! Evin hanımı ev hanımı, evin babası da ayın on beşini bekleyen uzaktan kumandayla yakından ilişki kuran normal bi Türk erkeği!

-Anladım Filiz Hanım. O zaman gidince Fenerbahçe’nin bu seneye hiç iyi başlamadığından, hayat pahalılığından, çocukları bilgisayarlardan ayıramadığınızdan, kampanya olan marketlerden ve ikram ettikleri çayın muhteşemliğinden filan dem vurun.. Haa bu arada evdeki çay bitiyo haberin olsun, gelirken kağıt havlu da al!

-Gittiğimiz evde bir tarih profösörü ve İngilizce öğretmeni olan eşi varsa?

-Allah iyiliğini versin Filiz, beni evde bırak sen git madem! Ne dememi istiyorsun yani?

-Ahaha sen gidersen de çok matrak olur be! This is a table ve İstanbul’un fetih tarihinin 1453 olduğunu biliyor olman sohbeti epey entelektüel boyutlara çekebilir!! Onlar da insan nihayetinde.. yemek tarifi filan ver, ne bileyim, sakın televizyonda izlediğin tarih programlarından filan laf açmaya kalkma, bi kere senin ideolojin yok! Tarih bir bilim dalı olmaktan çoktan çıktı bu ülkede.. filmlerden öğrendiğin zenci İngilizcesi esprilerini kendine sakla, yanlışlıkla ağır bi küfür edersin sonra geceyi hastanede noktalamayalım!

-Dalga geçme!!

İşte böyle seviyeli biriyim ben. Kendimle bile münakaşa ederken seviyemi korurum. Yerden yaklaşık 1.67 santimetre yukarda başlayıp zemine paralel bitiririm.. Hiç gitmesem? İşte asosyal olmamın nedeni bu soru! Bir hafta önceden planlanmış misafirliklere bile son anda bu soruya verdiğim cevap yüzünden gitmem ben.  Nerden geliyosa aklıma..

Yorgunluktan sevgili okur.. Evde dinlenmeye çok ihtiyacım var. Kapı çalacak diye ödüm kopuyor inanın. Haftanın yedi günü de okula gidiyorum ve bir günün bile tatil olmadığını bilmek beni hiç motive etmiyor.. Okumayı sökmeye çalışan küçük bir kızım ve onun neandertal babasının “ne istediler de vermedik” tarzı yaklaşımları da beni benden alıyor. Sabahın köründe çıktığım eve hala polyannadan beslenen umutlu yaklaşımlarla geliyor, kapıyı açtığımda acı gerçekle karşılaşıyorum. Yemek yok. Açlıktan ölebilirsin, evet vakit epey öğlen de olabilir, sabah on beş dakika fazla uyuyucam diye kahvaltını da düzgün yapamamış olabilirsin. Fakat ama lakin ne bekliyorsun? Vahiy melekleri adama musakka tarifi mi vahyedeceklerdi, 40 yaşında birden bire mutfağa şef mi olacaktı adam? Ellerin açlıktan titreye titreye hızlıca pişirdiğin yemeği büyük lokmalar halinde yutup kilo alacak ve bir kez daha kendinden nefret edeceksin! Okuldan, zayıflamak için kilometrelerce yürüyecek bu sefer de başladığın kitabı okumak için fırsatın kalmayacak! Sabah düğmesine basmayı unuttuğun çamaşır makinesinde çocukların okul kıyafetleri yıkanmadan kalmış ama lanet olsun ki kurutacak zamanın kalmamış!

Birileri hala misafirlikten bahsediyor! Geçen gün kızının çantası omzunda, elinde Pazar poşetleri, götürmek için aldığın hediyeyi unuttun mu? O kadar çile çektikten sonra “ben gelmiyorum” demek niye? Başım ağrıyor başım. İnsan sesi duymak istemiyorum. Sabahtan  beri toplam160 dakikalık ders boyunca kendi sesimi duymaktan ve konuşmaktan ağrıyor başım… Eee susalım o vakit! Nerde susalım Filiz Hanım? Buyurun sizi salona mı çocuk odasına mı alalım susmak için? Sifonu çekilmemiş tuvalete girdiğinizde susabiliyor musunuz? Evde size sürekli soru soran 6 yaşında bir kızınız varsa misafirlik nedir ki? Hadi gidelim, gidelim ve bu süpürülmemiş lanet olası evden, üstelik çöpü çıkarmayı da unutarak çıkalım. Belki Ankara’dan abimiz gelir, buz dolabını doldurur. Direktifleri verilmeyince ne alacağını bilmeyen bu garip adam da dinlensin. Çok yoruluyor.. Deterjan bitmek üzere ve ben hiç KALMADIM. Kendimden bi adım uzaklaştım ve kendime baktım. Bildiğin yoktum! Ben! Koca evin kaptanı! Hazır ol duruyolar yav önümde. Adam, çocuklar, öğrenciler. Önlerini ilikliyorlar!

Şşşş dedi Binnaz. Şimdi seninle evden çıkıyoruz, hiç itiraz etme. Şu küçük kızının elini bi tut bakayım. Hah, aferiiin. Şansınız yaver giderse susar ve kek filan yersiniz. Hadi bırakma kendini kızkardeş..

Binnaz’ı dinliyorum. Tam kendimden gitmek üzereyken, kendimi bırakmıyorum.. Ebeeee diye bağırıyorum sokakta, altı yaşında bir kız kahkahalarla “beni” kovalıyor.. Bir bakıyorum varmışım…

Facebook Yorumları
Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.