Kaptan İnecek Var

0 3

Sevgili okur,

Şehirler arası otobüslerde vazgeçtim fakir olmaktan. Artık ben de zengin olup otomobilimle gidebilmeliydim misal İstanbul’a. Üstelik de iki çocuğumla. Yani bizim beye göre 2+1 koltuk, bana göre koltuk kollarından mütevellit artı 1 lik kısmın malum oturma organıma batmasıyla yaptığımız yolculuktan sonra beni durakta karşılayan biri olsaydı “oha Bergen la bu” diyebilirdi, o denli “ acıların kadını” kıvamındaydım. Lakin insanlık hallerini otobüslerde gözlemlemeyeli epey olmuş. Modernite filan hikaye. İnsan hep aynı insan diyecektim ki “Aynen Reyhan” la tanıştım. Yani yan koltukta oturan snınıf sisteminde “burjuva” diyebileceğimiz ama otobüste olduğuna göre hafiften bir “fakirlik” kokusu aldığımız, “abla” desem mahalledeki gerçek ablalara hakaret olacak “bayan”. Otogarda beklediğimiz 27 dakika boyunca çişinin geldiğini anlayamayıp, otobüsün hareketinden tam iki dakika önce benden o tuvaletten gelene kadar otobüsü bekletmemi rica eden, beni belki de Sandra Bullock’la karıştırmış pantolonuna yapışan kürk tüyleriyle arkasından bakakaldığım nevişahsınamünhasır kadın! Otobüs şoförünün arkasından salladığı küfürler çok da tındı ki gidip rahat rahat çişini yapıp geldi. Neredeyse tüm otobüs onun tuvalet macerasını saniye saniye gözümüzde canlandırıyorduk. Yaklaşık 40 insanı beş dakika bekleten o değilmiş rahatlığıyla döndükten birkaç dakika sonra telefonu çaldı. Yani evet dinledim konuşmasını. Biz tüm otobüs yolcuları dinledik. Sanırım arayan tüm otobüsü aramıştı. Çünkü bayan onun söylediği şeyleri tekrarladıktan sonra papağan gibi” Aynen Reyhan” diyordu. Reyhan’ı sevdik. Kafa bi ablamızdı. Misal sinemaya gitmeyi teklif etti, öyle gençlerin gittiği bilimkurgu filmler bile olurdu, yeter ki gitsinlerdi. Üstelik vapura binmeyi de özlemişler. Ayy, Aynen Reyhan ben de özledim. Reyhan Aynen. Di mi Aynen Reyhan. Ayy Reyhan Aynen. Konuşma bu minvalde akıp gitti. En son telefonu uzatsaydı, tüm otobüs Reyhan’a “aynen” diyebilseydik. Ahh Reyhan ahh. Bayan’ın (özel isim olarak kullanıyorum) telefonunun ikinci çalışında kaba saba konuştuğu kişinin Reyhan kadar değerli olmayan oğlu oladuğunu öğrenince ben ve diğer yolcular bir kınama sesi çıkarmış olabiliriz. Bu oydu. Sendin, Bendim. Bir arkadaşımızla konuşurken incelttiğimiz o bülbül sesimizin evdekilere bağırırken nasıl kargalaştığını hatırladın mı? Hatırlamadın mı? İn lan bu otobüsten 🙂

Ne diyordum, fakirlikten değil canım, maceraperestlikten benimki 🙂 Entelektüel bir yaklaşım da geliştireyim, “ öhöm, insanları gözlemlemeyi seven bir yazar olarak bundan iyisi şamda kayısı”. Bi daa olsa gene binerim( şey sadece çocukları evde bıraksam?), iyi yolculuklar her nereye gidiyor ve götürülüyorsanız!

Facebook Yorumları

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.