İhtimalden Korkmak – İhtimali Sevmek

0 4

Sevgili okur, sanırım güzel ülkemde insanların gözyaşı dinsin, sonra güzel bir pazar yazısı yazarım ihtimallerim, gözyaşlarının dinmemesi ihtimaline yenik düştü.. Yaşamımı ve sizlerin de yaşamını kuşatan bu ihtimallerin, gerçekleşmesi halinde bizi çok üzecek ya da çok mutlu edecek olmaları bizi yaşadığımız tam da şu “an” dan çıkarır çoğu zaman, gülümserken acı bir tebessüm belirir dudak kenarlarımızda, gözlerimizin bir bebeğe bakan pırıltısı sönüverir, tersi olur bazen; yaşlı gözlerle kıkırdayıveririz aklımıza gelen o ihtimalle… Gerçekleşmemiştir, gerçekleşmesi kuvvetle muhtemeldir..

Carpe diem diyorlar ya. Özellikle kişisel gelişimcilerin(?) ( yani insana kendi olmayı, kendini sevdirmeyi hedefleyen yeni bir iş kolu, bunu da ders gibi öğrenirse öğreniyor insanlar, yoksa benim gibi “kendine inanıp inanıp altı saniye sonra unutan ‘balık’lar” koca koca balinaların arasında yaşayıp, ölüp gider) yaşayın, anı yaşayın, burada ve şimdi temennileri..Tabii o kadar uzun parantez içi olunca cümlenin öznesini unuttun sevgili okur! Aman kendi özneliğini unutma sakın.. Bu yaşam senin, akıp giden koca filmin ana karakterisin. Bu film bazen dram komedi, bazen trajedi ve bazen aksiyona dönüşür. Varsın dönüşsün. Yönetmenler filmin ortasında lanet olası teknik direktörler gibi oyuncu değiştirmezler. Filmi seninle bitirmek zorunda, çünkü seninle birlikte bitecek bu film..

Sen n’ap biliyor musun? Mutlu son’a inan. Mutlu son ihtimalini sev, ona sarıl. Kabul ediyorum, bu aksiyon başını döndürdü, emin değilsin buncalık patlamanın arasından sağ çıkma ihtimalinden. İhtimaldir seni korkutan. Sen diğerini düşün. Hani şu filmin sonunda uzak ufka doğru uzaklaşan, güzel bir müzik çalan arabanın içindesin, gün batımına yürüyen bir kahramansın, güzel bir bahçede el sallayan yaşlı, mutlu bir kadınsın, başını sevdiği adamın omzuna yaslayan kadın sensin. Vandamme dibi, Bruce Willes gibi, Rambo gibi tüm patlamaların içinden sağ çıktın. İşte ben bu ihtimale İHTİMAL derim. Onu sever, ona tutunurum.

Geçen gün öğretmenler odasında sevdiğim bir arkadaşımın yaptığı bir espri beni bu “ihtimal” meselesi üzerine düşünmeye sevk etti, güldürürken. Öğrencilerin bizi anlama ihtimalini seviyorduk o anda, eşimizin kanatlı birer melek olma ihtimalini seviyorduk. Derken evdeki koca ekrandan kan bulaşığı küçük kızlar görünce bizim kızımız olma ihtimalinden korktuk. Sevdiğimiz uzun boylu hantal bir oğlanın oralardan geçiyor olma ihtimalinden, bizim oralardan geçiyor olma ihtimalimizden daha çok.

Kendi adıma konuşursam; cenaze törenlerinde yemek pişiren teyzeler gibiyim. Mutfakta yemek pişirmeye devam edersem, yaşamın devam ettiğine ve edeceğine, yaşamak için tek gerekli şeyin yemek olduğuna inanmaya çok yakınım. Çünkü bir adım daha bir ihtimalden korkarsam sanırım derin bir kuyuya girip çıkamayabilirim.

Ben sizin sıcak bir omlet yiyip, çocuklarınızla yeni bir kahvaltı kavgası yapma ihtimalinizi çok seviyorum. Siz de benim güzel bir Pazar yazısı yazma ihtimalimi severseniz oldu bu iş!

Facebook Yorumları

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.