Düşünce satanlar da tüccar değil mi?

0 4

Bazı kelimelerin, evrilmesi beni sinirlendiriyor. Doğal mı, bu evrilme? Yanıt evet olsa da, sinirlenmemem için bir sebep yok. Tıpkı, insanların gelişerek, (psikobilmemne ile ilgilenen gelişenlerin) diğer insanları, deneme tahtası olarak kullanması gibi. Deliliğe methiye diyeceksiniz, dedim. Deliliğe övgü ile pek fark yok, dedi. Fark yok, aptal değiliz. Sanırım, ben de, eski Türkçe ile yazılmamış her yazıyı çöp bulanlar kervanına katılıyorum. Bu, korkunç bir durum değil de ne? Düşünebiliyor musun Gloria, kelimelerin ihtişamı bana çekici geliyor. Neden gelmesin ki? Anlatılmak istenen kadar, anlatma biçimi de önemlidir, yazıyorsanız. Kuş avına çıkan hasta ruhlu insanları, herkes anlatabilir ama kimse Sait faik olamaz. Sait faik, düşünceye biçim veren eski ve model olmaktan sıyrılmış, Tanrı’nın kalkanı ile korunmuş, nadide bir Türk. Türk nedir? Türk, tanrı tarafından herhangi bir toprağa yerleşmiş, o toprak için savaşmış ve bir karışına bile canını feda edendir. Model, nedir? Model, biziz. Düşünce nedir? Modele, ait olmayandır. Model de düşünür elbette; ama kendi kelimeleri yetmez, anlatmaya. Kural bu: yazan okumayacak, okuyan yazmayacak. Oğuz atay gibi Franz kafka’nın yansıması olarak anılmak istemezsiniz. Teorisi olan teorisyen olur, model değil. Shakespeare’i, shakespeare yapandır, model olmaması. Tanrı, en büyük yazardır. Shakespeare onun gölgesinde kaldı, daima kalacak. Peki ya Tolstoy kimin gölgesinde kaldı, Shakespeare’in mi? Tek bir hakikat var; o da Shakespeare ile Tolstoy’un kendi aralarında laf değiş tokuşu yaptığıdır. Düşünce ve düşünce biçimi bu kadar önemliyken, insan nasıl satabiliyor aklındakileri? Bana kalırsa, -ki kalmaz- Düşünce kıymetlidir, fiyat biçilmemeli. Elif şafak’ı unutmaya çalışmıyorum; unutmaya çalışmak, hatırlamanın en iyi yoludur. Amaç unutmak değil ki, amaç kurtulmak. Unutmaya çalıştığından, kurtulamazsın… Sinyal gönderiyor, ”Ben buradayım” diyor. Neden demesin ki; o bir kadın ve kadınlar, sinyal göndermeyi sever. Anlatım biçiminden söz ettim de, şunun şurasında 50 kişiyiz zaten… ‘Biraz irade, biraz sağduyu yeterli olacaktır.” diyen kitapçıya ”Kitabımız yok ki” dedi genç adam. Rüşdü paşa’nın da dediği gibi; ”Asıl mesele budur, bu ülkede”.

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.