Düğün Mevsimi 2

0 3

Sevgili okur, “love is all around” ile başlayan bir düğünün darbuka soloyla bitmesi şaşılacak bir durum değil… Bi nevi sonu evlilikle taçlandırılan bir ilişkinin özeti gibi aslında. Hadi diyelim ki platonik bir ilişkiyi (acaba o da benden hoşlanıyor mu aşaması), tadından bakışılmaz bir muhabbet kıvamına soktun, pek güzel! Peki ne demeye taksitli alışverişlerin, marketteki deterjan reyonlarının dolaşıldığı bir hale soktun? O darbuka solo var ya, o daha “düğün” tarihi konulduğunda başlıyor zaten. Nerede o “aşk her yerde” romantizmi? He? Realizm akımı tsunami gibi çarpar, yamulur kalırsın toplu iğnelerle üstüne iliştirilen takıların altında…

Adın her söylendiğinde heyecanlandığın dakikalara da güle güle diyebilirsin bebeğim! Çünkü artık yemek yenmiş, hesabı ödeme vakti gelmiştir. Muhatabının beyaz eşyaları taksite bağlayan zihni bu iş bittikten sonra ilk dansı yapacağınız düğün salonunun kirasıyla meşgul olacaktır senin gözlerinden ziyade!

Sen n’apıyorsun şimdi o hem uygun hem de zevkine yakın olan davetiyeleri ulaştırdıktan sonra? Havlu kenarlarına dantel mi diktiriyorsun? Yapak yorgana ipekli yüz mü geçiriyorsun? Hemen elindekileri yere bırak ve uzaklaş! “Elalem ne der furyası” birkaç operasyonla çökertilebilecek bir şebeke olmayabilir, kabul ediyorum, sen işine yarayacak yumuşak (dantelsiz) havlularınla mutluluğu yakalayacaksın 🙂 Aslında tüm perdelerin ve halıların da tam olmayabilir, bazalı bir yatağa da sahip olmayabilirsin. Hepsinin toplamı insanı mutlu etmiyor (biliyorum), canım benim , sen kendini diğer evlerle , diğer ilişkilerle, diğer düğünlerle karşılaştırmadığın sürece tadından bakışılmaz muhabbetiniz bir süre daha devam edebilir. Bu koca dünya neler gördü! Mağarada yaşadı lan millet. Ne çamaşır makinesi, elektrik yoktu yav. Koy önüne bunları. Seni halıların taksidiyle meşgul olmak mı mutlu edecek? Eh buna diyecek lafım yok, zevkler ve renkler tartışılmaz diyolla:)

Bu iç karartıcı çok bilmiş satırlardan sonra düğüne gelelim. Travmatik anılarım mevcut, tam iyi bir şey yazayım diyorum bi ağlama geliyor 🙂 Bi araştırma yapmadım (zor geldi), şu belgesellerde gördüğümüz Afrika kabilelerinde de var mı acaba düğün diye bi şey? Yani pek de bi resmi nikah töreni durumları yok çünkü. Bakıyosun yine de adamlar tek eşli, memurların işten eve dönüşleri gibi evlerine geri dönüyorlar. Yani birbirini seçip bi yere yerleşmek (yerleştikleri yerin saz damlı çamurdan yapılmış olduğunu hatırlatırım) yeterli görünüyor ? Bilgi eksiğimi tokat gibi yüzüme çarpacak okurlara yüzüm her zaman açıktır.

Gelelim ülkeye,  sen adama gelinlik, bilezik, düğün salonu, davetiye dedikçe adam bir santim kısalacak! Ha adam holding sahibi ailelerden geliyosa kafana göre takıl anacım, salon bile kesmez sizi, saraylarda günler süren bir düğün yapabilirsin. Ahaha ama darbuka solodan kaçış yok söyleyim. Bundan kaçmak isteyen entel dantel takımı tee Evropalara gidip nikah kıydırıyorlar. Yani Türkiye sınırları içindeysen o kalça titretme hareketlerini izleyeceksin bebeğim. Şimdi burada çok mütedeyyin arkadaşlardan çıkıp işte biz bunun oyunsuzunu yapıyoz demesinler, sizi de biliyoz! Ah o haremlik kısmında ne mezdekelere şahit oldu bu gözler. Bildiğiniz gibi düğünlerden eve gelemeyen bi insanım, belgesel çekecek kıvama gelmesem de iki satır yazacak gözlemim mevcut…

Bak illa para harcayacaksan, insanlara yenilebilecek şeyler ikram edin bari. Senin gelinliğin unutulsa da ağızlarda kalan kuru pastanın paslı tadı unutulmaz. Milletçek inanılmaz bir tad hafızasına sahip olduğumuzdan mütevellit ( bilmemkim düğününde bilmemnerden ikram vermişti noktasında) rezil olmayasın. Hakikaten üç kuruş fazla ver, bir gün az kalıver balayında. Dönüp döneceğin yer bir hafta içinde banyosundan dantelli havluların kaldırılacağı aşk yuvan. (gülme arası)

Hah, her bir şeyi hallettiniz. Eşyalar, kredi çekildi, salon, muhteşem gelinlik (hangisi değil ki?), bildiğin damatlık ( bence adamaları bu damatlık diye kandırıp her zamanki takım elbiselerden birini üç katı fiyata gazlıyorlar), ikramlar, fotoğrafçı ( ki gelinle damadı maymuna çevirme potansiyelleri mevcut; her türlü müstehcen poz verdirilir ve bu albüm tüm hısım akrabaya gösterilir)… Seçilen dans müziği girişte dediğim gibi “love is all around” tur, bu sene banko “Bağdat” tır, geçen sene banko başka bir hittir. Ah ne romantik olmayan gerim gerim bi danstır o. Koca salonda size bakmayan tek bir insan evladı yoktur. Eğer illa birilerinin bakışlarında kaybolacaksan, oradaki yüzlerce bakışın altında buharlaşmak en tercih edilmeyenidir. Şu uzaklardan pis pis bakan senin bekar arkadaşlarından biri değil mi? Ya şuradaki, gelin hanım,  senin gelinliğinin detaylarında kaybolan iş arkadaşın? Ahaha tam karşıdaki teyze kayınvaliden olabilir mi? Senin kollarınla sardığın oğulcuğunu pek bir kaybetmiş gibi bakmakta. Ah, ne acıklıdır bu durum. Hep birlikte yaşayacaksınız bu travmayı merak etmeyin, bu bir kişilik bir şey değil. Gerçekten kinaye dili ve edebiyatı diye bir bölümün varolduğuna ve kayınvalidenin burada doktora yaptığına inanacaksın. Az bekle, önce bi düğün bitsin. Şanslı olanlar önce bi balayından dönsün. Ama bebeğim, bak dans bitti, rahatlayın artık. Saatler sonra o darbuka soloda kendini kaybetmenin nedeni bu gerginlik olabilir mi? Dur ama önce bebek gibi birbirinizi beslemenizi izleyicez biz… to be continued!

Facebook Yorumları

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.