Çok Pişmiş Görünümlü Az Pişmiş

0 6

Sevgili okur, bu sitede yazdığım köşemin adı “az pişmiş” ve yazılarım herhangi bir edebiyat ödülüne aday değil. Onun için gerilmeni ve kendi ışığında körleşmeni sağlayacak parlamayı benim kusurlarımı bularak, beni eleştiri sosuna bulayarak kızartarak yapmana inan hiç gerek yok. Zaten varoluş kusurlarımdan biri kendimi senin yerine de yeriyor olmam. Yermek ne kelime yerden yere fırlatıyorum! Bunun için ileride parayı bulursam terapi odalarında harcamayı düşünüyorum 😀 En büyük hayalim bir terapistin koltuğuna uzanıp gözlerimi kapatarak ne kadar kötü bir kız olduğumu anlatmak. Tamam, bu konu açıklığa kavuştuysa devam edebiliriz..

İçinizden bazılarına baktığımda-ki iyi dinlerim bilen bilir-ne anlatıyor olursanız olun, benim için yaşamın sırlarını anlatıyormuşsunuz gibi önemserim. Anlattığınız her harfin sizin için değerli olduğunu (kendim için de öyle olduğu için) bilerek dinlerim. (Birinci tekil şahıs ekiyle “dinlerim, bilirim” gibi bir yüklem daha yazarsam kendi kendimi imha edicem) Ama.. gözünüzü seveyim gerçekten “iyi” olmadığınız bir konuda o konuda ne kadar iyi olunurun sırlarını anlatmaktan vaz geçin! Kafasında saç olmayan birinin “harika ve parlak saçlara kavuşmakla” ilgili nutuk atması ne kadar gerçekçi? Ben çok titizim desem bana gülmeyecek misiniz? Aaaa insan ilişkilerinin kitabını yazdım ama hiçbir komşum benimle konuşmuyor ne garip!!  Matematiğim iyidir aslında ama işte ben mühendislik çok saçma geldiği için halkla ilişkiler okumaya karar verdim (gerçekten böyle olanlar da var evet, bu yine de benim anlatmaya çalıştığım konunun ana fikrinden uzaklaştığımı göstermez, bkz.kendimi sizin yerinize de eleştiririm tipi kadın) Aslında benim de matematiğim çok iyidir ama ben “sözelciyim” 😀 Bakın burada biraz mevzudan uzaklaşıyorum, bu memleketimizde pek çok kişi için bir dramdır çünkü. Sözelci olmak aptal olmakla eş anlamlı bir ifade gibi kullanılır pek çok insan tarafından. Yani eğer zekiyseniz çatır çatır problem çözüyor olmanız, türev integral dediğimiz tip sözcüklerin tıbbi değil matematiksel (fizikle ilgili? Hmm? Belki de mühendislik?) terimler olduğunu biliyor olmanız gerekir bu coğrafyada. Aksi halde “kafanız basmıyordur”! Bu konuda yıllardır kendi evimde ikinci sınıf insan muamelesi gördüğüm için çok dertliyim. Eşim,  defalarca söylemesine rağmen adını  (belki de bile bile unuttuğum) bilmediğim bir bölümde doktora yapıyor. Çünkü kendisi çokkkk zeki. Eh zeki olduğunu zaten beni eş olarak seçtiğinde anlamıştım ama o bana bunu kanıtlamak için okuduğu bilgisayar programcılığının üstüne fizik, arkasından bilişim teknolojileri öğretmenliği, akabinde mühendislikte yüksek lisans ve dediğim gibi adını bilmediğim bir bölümde doktora yaptı. Ben kimim? Lanet olası bir sözelci! İki satır yazı yazabilmek için evin giderlerinin yarısını sırtlanmış, yemek bulaşık çamaşır ve çocuk döngüsüne girmiş bir bir..ah siz ne dersiniz…bir aptal! Tek suçum ne? Sözelci olmak 😀 Acaba fizik bölümünü bitirmiş arkadaşlar “sayısalcı” olmanın bu durumu değiştirmediğine dair gereken desteği sağlarlar mı, boşuna terapi ücreti vermeyeyim şimdi 🙂 Oh be içim rahatladı.. Neyse konuya geri dönüyorum.. Sırf bi kitabı kendi satın aldığı için “ne kadar iyi olduğu” konusunda reklam yapanlar var, okumadan! Neredesin diye sorunca yeni başladım diyor, ama çok güzel! Ne kadar yeni başladın? Giriş sayfasını okumuş yav, o kadar yeni. Bizim çocuğu bilmem ne akademisine yazdırdık çok iyi! Ne zaman yazdırdınız? Geçen hafta! Neden iyi? Çünkü biz orayı seçtik, e biz seçtiğimize göre (e siz de her şeyin en iyisini seçen insanlar olduğunuza göre).. Di mi 🙂 Bu reklamlar birkaç ay daha devam eder, belli bir süre sonra çocuk o akademiden alınır… Önemli gerekçeler bulunur. (pahalı? Ama siz ve sizin gibiler her şeyin enn pahalısına layıksınız bebeğim, lütfen) Kesinlikle kötü olduğu kabul edilmez, çünkü baştan reklamı bizzat kendisi tarafından yapılmış bir yer burası. Tükürür, yalamaz. Çünkü biz her şeyi daha en başından biliriz. Böyleyiz. Lütfen halihazırda çocukları iyi bi yerlere giden tüm arkadaşlar kendi üstüne alınmasın, benim yazdığım insan tipi zaten kendi üstüne alınmaz. Çünkü ona demiyorumdur. O muaftır eleştirilerden. Ennn iyisini bilir, bulur, yer, sıçar! Ahh afedersin sevgili çok terbiyeli okur, konuşamadığım gibi yazamıyorum da. Kenar mahallede yetişen sözelciler biraz terbiyesiz de olur. Adı üstünde! O kadar sözelci ki sözcükleri bile yanlış kullanıyor 🙂 Yoo son zamanlarda bu konuda üstüme gelen olmadı. Aksine bu konuda okullarda çocukların çok üstüne gidiliyor. Bir paragraf sözcüğü okuyup anlayamayan pek sayısalcı insanlarımızın içinde “senden hiç olmaz, sen en iyisi sözele geç, var orada da işe yarar birkaç bölüm” tavsiyesi sıçanlar var. Öyle ya bu zaten “tavsiye edilme” mertebesine yakışır bir cümle değil. İşe yarar birkaç bölüm mü? Her akşam izlediğin haber bültenlerini sunan, okumaya vakit ayırmadığın köşe yazılarını yazan, ruhunu tedavi etsin diye gittiğin “en iyi uzman”, yönetsin diye seçtiğin “enn bi siyasetçi”…. diye örneklerini verdiğim lanet “sözelciler” tarafından lanetlendin bebeğim. Küçümsediğin çukur aslında sadece bir çukur değil, düşersen çıkamayacağın kadar derin bir yer. Ama sen, eyy sen kendini aslan gibi gösteren tatlı kedi, sen oraya düşmezsin. Çünkü kediler hep dört ayağı üzere düşer 🙂

Not: İş bu yazı Pazar terapisi niyetine yazılmış olup gerçek kişilerle alakası yoktur. Bahsi geçen tipte “enn iyi” insanlar tanıyorsanız da burada onlar bile karikatürize edilmişlerdir. Abartmak damarlarımdaki asil kandan gelen bir özelliktir. Bu yazı o kadar “iyi” bir yazıdır ki bunu eleştirecek adam daha anasının karnından doğmamıştır. Tükürdüğümü yalamam söyleyim 🙂

Facebook Yorumları

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.