Boktan Mevzular

0 11

İçimde bir depresyona girme coşkusu, bir yer çekimi kanununa kafa tutup merdivenleri kullanmadan aşağı inme isteği. Ne yapsam ne yapsam? Evi süpürdüm, ısrarla ve inatla ahenkle dans etmek için pist olarak kafamın üstü yerine evin dört bir yanını tercih eden saçlarımı özenle topladım. Sütlaç kaynattım, yoğurt mayaladım. Sütçümüzün el ayarına sağlık, sütün suyunu tam kıvamında ayarlamış. Zira mayaladığım yoğurdu ayran yapma derdinden kurtuldum. Balkonu yıkadım. Oturdum sıkıldım sıkılıdım sonra oturup daha çok sıkıldım. Ne yapayım oturup yazayım da geçen diktiğim umutsuzluk ağacı köklerini fazla salmadan kurutayım ne edeyim. Çünkü yazmak benim terapim, yazmak benim soluk borum, yazmak benim çok şeyim.

Uzun süredir komşularımla ilgili bir şeyler yazmak istiyordum evet başlıyorum.

( 4 yıl önce )

” tuvalletinizi kulanabilirmiyim” ?

Aylardır, kuş konmaz kervan geçmez evimizin kapısı böyle bir istekle çalınmıştı. Şaşırmış ve heyecanlanmıştık. Aylardır bu bina da oturuyorduk ve bir Allah’ın kullu kapımızı çalmamıştı. Ama şu an karşım da kanlı canlı genç ve güzel bir kadın olan kapı komşumuz vardı ve ” tuvaletinize şey edebilirmiyim ” ? diyordu. Tabi tabi ne demek lütfen kendi tuvaletiniz gibi şey edin, deyip kendisini 3 yıldızlı tuvaletimize buyur ettik.
Sonra, aylarca yine kuşlar uçmadı kervanlar geçmedi gariban evimizden. Tam umudumu yitirmişken, o genç ve güzel kadın yine kapımızdaydı ” tuvaleti ve banyoyu yıkıyıcam da fırçanız var mı ” ? diye soru verdi usulca. Şimdi, kendi kullanılmış fırçamızı vermek olmazdı. Çok şükür ki yedek ve temiz bir fırçamız vardı kendisine takdim ettik.

Günler geçmiş biz komşularımızı tanımaya başlamıştık. Ben hızımı alamamış karşı binadakileri, yan binadakileri sürekli çaya çorbaya çağırır olmuştum. Lakin kapı komşumla henüz kayda değer bir diyalog kuramamıştım. Bir gün çay demledim gelin içelim dedim bir baktım kapıda. Çok mutlu oldum. Oturduk sohbet ettik. Bilgili, eğitimli, sempatik, empatik, şeker gibi bir kadın. Çıkarken minik bir tebessüm yapıp lütfen sadece boktan mevzular için değilde oturmaya gelmek için de kapımızı çalın dedim. Minik bir tebessümle yanıt verdi, ” tamam ” dedi.

Şimdi her fırsatta çaya çorbaya, sarmaya dolmaya çağırıyorum. Öğretmen olduğu için oğlumla ilgili her problem de kapısını çalıyorum. Her zaman durgun bir su gibi sakin ve naif bir kadın. Yardım etmeye hazır, insana dair olana yabancı olmayan bir kadın. İyi ki tanımışım iyi ki.

Bu binayı seviyorum, komşularımı seviyorum. Karşı binada oturan Sabire teyzeye bir tabak yemek götürdüğüm de yüzünde beliren huzuru seviyorum. Fatma ablanın yürek dolusu kahkahalarını seviyorum. İpek ablanın naifliğini ve gözyaşlarını seviyorum. Bodrum katımızda oturan Suriyeli ailenin hikâyelerine tanıklık etmeyi seviyorum. Leyla ablanın iyi niyetini, Şehriban’ın çocuksu yanını seviyorum. İnsanların hikâyelerini toplamayı seviyorum. Üst katımızda oturanları hiç sevmiyorum. Merdivenleri kirletmekten, binanın içinde sigara içmekten, balkonuma çer çöp atmaktan vazgeçtikleri an onları da sevebilirim.

( Şimdi )

Yazdım mutlu oldum, okursanız daha çok mutlu olurum.

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.