Bir Yaz Günü İşkencesi

0 2

NOT: Başlık kesinlikle şekspiryen bir etkilenme diildir!

Sevgili okur, bu günle ilgili son hatırladığım elimi mutfak masasında bir çay kasığına yapıştırıp “bu omlet bitecek” diye çılgınca bağırdığım gerçeği. Yani “bu omlet bitmeli” manasında çılgınca bağırdım. Yoksa “eyvah omlet bitecek” manasında bağırmadım! Tüm dünyada omlet kalmaması gibi bir endişem yok! Zavallı oğlum, onun biyolojik sağlığını korumaya çalışırken psikolojik sağlığını bozduğumu yıllar sonra anılarına yazabilir. Hep endişeden oluyor, yoksa bilirsiniz sakin insanım ben?! Bir de sıcak tabii.   Daha sabahtan  fırınlanmış hafif ateşte pişirilen et yemeği gibiyiz. Yoksa gül gibi geçinirken niye “herkes” birbirine saldırsın ayol?

Dün de böyle “sakinliğimi kaybettiğim” anlar olmadı değil! Tabii çocuk benim hangi motivasyonla böylesi gösteriler sergilediğimi göremediğinden mütevellit, benim annem böyle bir şey demek ki noktasında. Babası ona -hangi garabet insanın ürünüyse-bir tatil kitabı almış. Yav tatil kitabı mı olur! Adı üstünde tatildeyiz. Keşke bu gerçeği kabullenip baştan bu işe bulaşmasaydım. Meğer ben “geri zekalı” ymışım!! 8 yaşındaki çocuğun yapması beklenen sudoku bulmacasını ve hayvanlardan oluşan bir toplama bulmacasını ancak cevap anahtarından kopya çekerek yapabildim! Sayısal zekamın üniversite sınavında 10 net çıkaracak seviyede olduğu avuntusuyla yıllar geçirmişim! Neyse en azından hicriyi miladiye çevirecek kadar dört işlem yapabiliyorum. Yoksam haddinden fazla zeki liseli gençler beni derste madara ederlerdi. Belki de bi taraftan güneş, bir taraftan pişen nohut tenceresinden yayılan ısı, bir taraftan alıştırmayı yapmaya “aşırı istekli” oğlum, bi taraftan aaayyyhh gölge bir yer var mı??

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.