Bir Varlık ve Ankara

0 3

Sen bir tiyatrocusun ve istediğin oyunu benimle oynama hürriyetine sahipsin. Ruhumu görebilmen bundandır. Beni diğerlerinden ayırman, benden çekinmen de öyle. Bir oyun var ve kurallarını sen koydun. Sordun, ne yapıyorsun diye. Bekle, düşünüyorum, dedim. Tatlı bir duygu var ve sen olduğun sürece olacak. Gene de geleneklere bağlı değildin. Gözlerin, taşkın duyguların varlığını hissettiriyordu. Duvarlar yok, yıktın. Emir vermeyi severim, sende verilen emre itaat etmemeyi. Şiir okumadık birlikte, büyük ayıp. Kaçınılmaz yazgı, kader sensin! Devrilen heykellerin, bir de deviren halkları olur! ”Kadınlar da insan ama…” derdin. ”Ama ne?” diyemedim. Ağlarsın arada. Cennet bahçesini gülüşün kabul eden ben; ağlayışından gizli bir tat alırdım. Kadınlar da insan ama… Bazı yönlerim var, saf kalabildiğim. Saf kalmak, önemli midir, bilmem. Utanmak gibi, yüce bir duygu küçümseniyor artık! Utanmaz kelimesi, raflardaki kitaplardan bir bir siliniyor. Silmek demişken; artık kitaplar da siliniyor. Raflarda tozlanan, eskilmemiş, herhangi bir yaprağı kıvrılmamış, en güzel cümlelerinin altı çizilmemiş, beklemedeler. Öylece bekleyen, yalnız kitaplar değil üstelik; Ben seni, yüce ay geceyi, okullar öğrencilerini, yazarlar okurlarını, kitaplar gülleri, geceler gündüzü, annem babamı, üst komşu kocasını bekliyor. Beklemek, bir beklenenin olduğuna işarettir. Üst komşu, gelmeyecek hayat arkadaşını, gözyaşları ile bekliyor. Kim bilir, kaç kadın sel sonrası ev gibi hissetmiştir kendini. Kim bilir, kaç erkek sevdiği kadının kokusunu aramıştır en derinlerde. Kim bilir… Bekleyelim. Gelmeyecekleri ve hiç gitmeyecekleri bekleyelim. Hep beklemedik mi zaten? Tanrı’nın karar vermesini büyük bir sabırla beklemedik mi? -bunu yaşayarak göstermedik mi- Dilediğimiz gibi yaşamak için çalışmadık mı? Çalışmaya çalışırken, dünya işine dalmadık mı? Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeyip, değişmek, onaylanmak için çabalamadık mı? Bir kitabın bitmesini beklemeden, diğer bir kitaba geçmedik mi? Onu yarı yolda bırakmış olmadık mı? Sokağa çıkmadık mı? Aranan soru bu: sokağa çıkmadık mı? Çıktık. Herkes, evine kapansa, savaşlar bitmez mi? Sokağa çıkma yasağı getirilsin dünyaya! Aşıklar acı çekmeyi, çocuklar ölmeyi bıraksın! Kanunlara göre yaşamak zorunluluğu olmasın. -Tanrı’nın ya da, ülkelerin kanunları- Vişne suyu sevmeyenler, içmemek özgürlüğüne sahip olsun. Acı çekmek isteyen, çeksin. Acı çekmek istemeyen, bunu belirtsin.  Sevgililer bu konuda, anlayışlı olsun. ”Ben seni seviyorum ama acı çektirme bana” diyebilsin erkek, sevdiği kıza. Herkes, ne istediğini baştan belirtsin. Ülke yöneticileri, çocuk ölümlerini onayladıklarını bildirsin! Kimse, kimseyi kandırmasın. Kural bu: gülmek isteyen tiyatroya, ağlamak isteyen sinemaya gitsin. Bu konuda, sıkı tedbirler alınsın. Herkes, ne istediğini bilsin. Ekmek, para ile satılmasın. Ülke yöneticileri, gençlerin eğitimi için gerekli olan miktarı sağlayabilsin, sağlamış gibi yapmasın! Kanunsuzlara göre yasalar tasarlanmasın. Aksi suç sayılsın. Suç ve ceza, iyice okunup, algılansın. Raskolnikov aklansın. İşte, durum bu kadar kötü, sevgilim! Ve sen hâlâ ordasın, Ankara’da…

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.