Bilinçaltı Günlükleri (EPISOD I)

0 2

“Geç” dedi annem, “bir şey yapmayacağım” Ama elinde kalın bir gündöndü sopası vardı. O sopanın sırtıma ne zaman ineceğini kestirememekti asıl korkum! Suçum iki buçuk yaşındaki kız kardeşimin terliğini köyün biraz dışından geçen sulama kanalına kaçırmaktı. Kendim de beş buçuk yaşındaydım zaten! 30 lu yaşlarında annemin benim kadar küçük bir çocuğa daha da küçük bir çocuğu emanet etmesi, emanete bir şekilde hıyanet ettiğimi düşünüp cezalandırmaya kalkması, günümüz değer yargıları ile değerlendirildiğinde acımasız görünüyor. Ama bir tarihçi olarak öğrencilerime olayların yaşandığı dönemin şartları ile değerlendirilmesi gerektiğini öğreten biriyim; ben de öyle yapıyorum! Yine de pedagojik olarak baktığımda o sahneyi unutmamış olmam küçük ruhumda bir fırça darbesi.. (Annemin çakmak çakmak bakışları, güneşin alçalmış olması, bahçenin girişinde duruyor olmamız gibi ayrıntıları hatırlıyorum çünkü ) Annemi anlıyorum; bu tarz bir şiddet uygulamasam da iki çocuk annesi olarak küçüğün sorumluluğunu verdiğim kendi de küçük oğluma çıkışırken yakalıyorum bazen . Buna “nesilden aktarma” trans generation” deniyor! Bugün öğrencilerimden biri ile konuşurken bir “aydınlanma anı” yaşadım. Aynı okulda okuyan dokuzuncu sınıfa giden yaramaz bir kız kardeşle onbirinci sınıfa giden ablası evde tartışıyorlar ,abla kız kardeş ile ciddi bir şekilde kavga edince ebeveynleri ceza olarak ablanın cep telefonunu alıkoyuyor! Bana bu yüzden kız kardeşine daha da öfkelendiğini itiraf etti. Belki cezayı veren ailesi “kızım biz sana kavgacı davrandığın için ceza veriyoruz bu kardeşin ya da başkası olabilir fark etmez” şeklinde bir açıklama yapmalıydı bilemiyorum. Ama kendi adıma- evet bazen hiç de pedagojik davranmasam da -bu konuya dikkat etmeye karar verdim!

Yazıyı baştan dönüp okuduğumda biraz acıklı gibi geldi sevgili okuyucu ,hemen duygusala bağlama, ruhumda onulmaz yaralar filan açılmadı merak etme! Kız kardeşim şu an hayattaki en yakın arkadaşım, birbirimizi savunma içgüdüsü inanılmaz kuvvetli ! Bu küçük yaşta biçilen “abla” rolü sayesinde, diğer üç kardeşimiz için de geçerli! Herkes herkes için her şeyi yapabilir ! (belki Emine Hanımın- annem olur kendileri -gelecek öngörüsü ile ilmek ilmek dokuduğu bir senaryonun oyuncularıyız( bu cümleyi okuyan site yöneticisi kardeşim gülümsüyor, kahkaha atmış da olabilir) Ama zaten aynı durumu kendi yaşamadıkça kim ben asla böyle davranmam diyebilir ki? Ben üçüncü bebeğiyle ve kira vermeden oturabilmek için bakmayı kabul ettiği yaşlı kadınla ilgilenen 30 yaşlarındaki annemi anlıyorum! Yeni bir terlik almaktan çok ,başlarına bir şey gelebilir diye düşündüğü çocuklarını koruma endişesiyle kızıyor (bu kızgınlığının bizi kanala gitmekten alıkoymayacağını da bilerek)
35 yaşındayım. Çocuklarımın yaşamının bir kısmı benim kontrolümden çıktı bile .Onları her yerde ve her şeyden koruyamam. Sadece çok sevebilirim!

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.