Bence okumayın

0 5

Bu nasıl “dark” bir hafta sonudur sevgili okuyucu!

Dışarıda Ata Demirer’in çok hoşuma giden tarifiyle “kardan adamların içeri girmek için camları yumrukladığı” buzul soğukları yaşanıyor. Yok öyle kestane közleme, polisiye okuma soğuğu değil, pis bir soğuk!

(Tabi ki bu benim bilinçaltımın, günlük psikolojimin neden olduğu sübjektif bir yorum, lütfen siz “muhteşem bir soğuk” yorumu yapmak istiyorsanız hiç durmayın, bu sayfada oyalanmayın)

Geçenlerde yazdığım “mutluluk kelebeği” yazımda içerisini güneş ışığına boğan penceremden , gözle göremediğiniz ama benim romatizmalı birinin hassasiyetiyle hissettiğim, başlayan haftanın işleri; yazılılar, dönem sonu evrakları ,evrakları, evrakları insanlar , günlük amaçsızlık ve inançsızlık doluyor!

Hani bazen olur ya (size hiç olmuyorsa gidin buradan) varoluşunuzu sorgulayasınız gelir, insanlar üstünüze üstünüze gelir, beyniniz ruhunuza galip gelir, her türlü incelikli duygudan yoksun, alt dudağınız sarkmış, gözünüzün feri sönmüş (tamam birazdan bitiyor) bir zombiye dönersiniz.

Yemek mi ne anlamı var (eh biraz birşeyler yiyelim)

Çocuklarla oynamak mı (gidin başımdan)

Okumak mı (kitapları yine bir hafta geciktirdim)

Televizyon izlemek mi (midem bulanıyor)

Dün hafif romantik bir yazı yazmaya başlamıştım onu tamamlamak istedim, hey bu yazıyı ben mi yazdım dedim. Sonuç : işte ,nirvanaya ulaştım!

Köşe yazarlarının o günlük “konu” bulamayıp bir de bunu “konu etmeleri” bana çok kabız bir durum görünürdü. Bir gün aynı duruma düşmek de varmış! Su an açık olan bir belgesel kanalında 1000 gram altın çıkaran bir adam “hayallerinin peşinden gitmek, hayat dediğin bu değil mi zaten” şeklinde içler acısı bir replik replikledi. Benim bugün bir hayalim bile yok, neyin peşinden gidiyorum!

İyisi mi ,ben uyuyup uyanayım, nasılsa yarın akşam okunacak yüzlerce yazılı kâğıdım olacak, böyle günlük depresyonlar yaşayamayacak kadar yoğun olacağım, selametle!

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.