Bekir

0 12

Geceleri uyumak için yüzümü yana çevirir ve yanağını yanağıma değdirip o küçücük elleriyle saçlarıma yapışırdı. O molozların arasından uzanan el. Allahım çıldıracak gibi oluyorum o görüntü beynime kazınmış. Heyecanla anlatmaya devam ediyordu genç avukat. O eller Bekir’in elleri sanki uzanıp sarılmak istiyorum. Gerçek boğazıma ziftlenmiş acıdan başkası değil. O sabah nasıl boynuma sarılmıştı. Omzumu okşamıştı usulca. Anlayamadım o olgun tavrı. Oysa abla ben büyüdüm bak gör nasıl çalışacağım çekip gideceğiz buralardan demek istemiş. Benden saklamış çalışacağını. Okuluna devam etsin diye herşeyi yapardım, herşeyi… O adam babam olacak aşağılık senden fazla kazanacak bu oğlan dediğinde üstüne yürümüştüm korkmuştu bir an da olsa gözlerindeki şaşkınlığın farkına varmıştım. Gündeliğimin çoğunu veriyordum o kahve köşelerinde harcasın diye. Az bir kısım yol parası ve annemin mutfak masrafına artan ne varsa bahçedeki çukura poşetleyip gömüyordum Bekir için. O adamın bulamayacağı tek yere. Bekir bir gün doktor oluyordu hayalimde bir gün öğretmen. Annem aradığında mühendis olduğunu hayal ediyordum bir yandan camları silerken. Babamın zoruyla o gün bir plazanın inşaatında işe başlamış daha 14 üne yeni girmişti. Vincin ağırlığına dayanamamış iskelet çöküvermiş. O el… Kaç saat bekledik o yıkıntıların altından çıkacak diye. Fıtrat dediler. O sözcüğün anlamını bile bilmiyordum. Öğrendim. Babamın avucuna şikayetçi olmasın diye sıkıştırılan paraydı kim ne derse desin. Avukat konuştukça gözlerim doluyordu ah o eller saçımı okşasa yine. Üstünü örteceğim diye uykusuz kaldığım günlere dönüyorum yine. Ölümünden beri ilk kez damlalar dökülmeye başlıyor gözlerimden.

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.