ANNE

0 11

Karşımda bir fotoğrafın asılı, gözlerinde beni hüzne davet eden bir ifade var. Gözlerine bakınca çocukluğuma kavuşuyorum sanki. Bedenim şu an burada olsa da ruhum başka bir çağda. Gözlerine bakıyorum anne. Gözlerin geçmişe açılan bir kapı, o kapıdan içeriye yüreğimi uzatıyorum. Gözlerine bakıyorum anne, gözlerin derin bir kuyu. Gözlerin ne çok şeyi barındırıyor anne. Şefkati, özlemi, kederi. Gözlerin ruhumda derin bir sızıya dönüştü. Gözlerin zaman ayarlı bir yara, ne zaman karşılaşsam ruhumda patlıyor anne. Bu yara iyileşmek bilmiyor anne. Bu yara nefes alıyor, yaşıyor, kabuk bağlamıyor. Sürekli fotoğraflarına bakıyorum anne. Bütün fotoğraflarında yüzünde kederin gölgesi var anne. Hiç mi ağız dolusu kahkaha atamadın? Hiç mi çiçekler takmadı ruhun? Geçen gün çekmeceleri temizlerken, peçeteye sarılı saçlarını buldum anne. Ne çok severdin saçlarını. Saçların elinden kayıp giden zamanındı. Kadınlığını besleyen kıpkızıl kanındı. Saçların senin en diri yanındı. Kederle sakladın. Kemoterapi denen canavara kurban edince saçlarını, sen ne çok sızladın, ben ne çok yandım. Ah anne bu yara nefes alıyor iyileşmiyor. Zamanın yıkımına uğruyor her şey. Bütün saçlarım beyazladı anne. Serçe adımlarıyla yaklaşıyorum sana. Ellerim senin ellerine benziyor artık. Geceleri başucumda özlemin sabahlıyor anne. Oğlumun annesi iken güçlü olmak zorundayım ta ki akşam başımı yastığa koyup senin kızın olana kadar. İşte o vakit ederini yitiriyor her şey. İşte o vakit suratıma çarpıyor ölümsüz anılar. Yine bahar geliyor. Doğa doğurmaya hazır. Akşam sefaları tutundu toprağa. Erik ağacımız yeni yapraklar açtı. Dışarıda dolaşıyorum. Bastığın yerlere basıyorum, oturduğumuz yerlere gülümsüyorum. Gölgesinde serinlediğin ağaçlara dokunuyorum. İnsanlara bakıyorum, hikayelerini dinliyorum. Hikayeleri bana çok yabancı anne, ben senin bütün hikayelerini yüreğimde saklıyorum.

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.