Acı Çekmenin Dayanılmaz Ağırlığı

0 4

Sevgili okur, birkaç gündür emdiğim “acılar” burnumdan geldiği için kalemi elime almadım. Alsam sizin de burnunuzdan getirebilirdim. Oysa biliyorum, hiç ihtiyacınız yok böyle bir şeye. Sadece memleketteki haber bültenlerini izlemeniz yeterli… Anladığım kadarıyla memleket sorunlarına eğilmediğime göre gerçek bir entelektüel de değilim. Ancak ortamlarda gezinip konuştuğum konu hakkında çok da fikir sahibi olmayan insanlara “biliyormuş pozu” verebilirim derecesinde. Literatürde buna “pseuda intellectual” deniyor. Bak bunu bilmiyorsan seni gazlıyor da olabilirim. Sıkarım işkembe-i kübradan Latincemsi bi kelime al sana çakma filolog. Bi de etimolojik kökenine inerim aklınız şaşar 🙂

Hepinizin malumu memleketimizin doğusundaki insanlar hangi gün patlayacaklarını hesaplayadursunlar, batısındaki insanlardan çok büyük bir kısmı kaldırılan cenazelerdeki magazinsel verilerle meşgul oluyor. Misal, kaç kişi katılmış, siyasilerden kim gelmiş, kim kimin yanında durmuş, durmamış gibi istatistiksel ve magazinsel konularla –belki de bir çeşit savunma mekanizması ya da gerçekliğin yitmesi sendromudur -uğraşılıyor. Memleket büyük sanırsın, dünya küçükmüş. Böylesi bir cenazeye katıldım geçtiğimiz günlerde. Sanırım birkaç gün paralel bir evrende asılı kaldı ruhum. Sadece orada dikilmek, fiziki varlığımla o alanı işgal etmek, bildiğim birkaç duayı okumak orada asılı kalan ruhuma iyi gelecekti. Geldi. Tabii böylesi büyük bir acı içeren kalabalıkta kendime son kez o yudumlanmaz acıyı boğazımdan ittire ittire içme fırsatı verdim, oradan ayrılırken de sünger gibi kendimi sıkıp onu dışarı atma izni. Bireysel acı çekme seansım sırasında kendimi pek de soyutlayamadığım kalabalığı izlerken buldum. Çok büyük bir kısmı aynı ben gibi fiziki varlığıyla boş bir alanı doldurma, bir nevi olan duruma karşı bir “duruş” sergileme ihtiyacıyla oradaydı. Nerden baksan “bencil” sayılabilecek bir durum bi yerde. Orada yatan cenazeye kişi sayısının az ya da fazla olmasının bi getirisi olup olmadığını inan bilmiyorum, ulemaya sormak lazım. Ama orada dikilip kendince bir acıya ortak olmaya çalışan kişiye katkısı bi psikoterapi seansından alabileceğinden kat be kat fazla bence. Her neyse, gözlemlerim bununla sınırlı değil. Takıldığım meseleler var naçizane. Küçücük yavrusunu öksüz bırakan cenazenin ana-babası acı içinde sandalyelerinde zor otururken Cuma hutbesinde binlerce insana konuyla alakası olmayan bir hutbe dinletilebiliyor, iki tane kurs duyurusu yapılabiliyor. Akıl izan kalmamış insanlarda. O ana-baba bunları niye dinliyor? O ana-babaya bu işkence niye yapılıyor? Bakın çok basit bir sözcük: inisiyatif. Yav tamam, hutbe matbu, belli bir çerçevesi var, her camide aynısı okunacak. Burada da mı be güzel kardeşim. Binlerce insanı aynı duygularla bir avluya toplamışsın hazır. Seslensene onların kalplerine, ruhlarına. Bir kıvılcım yaksana, çok mu zor? Bu nasıl bir tebliğ halidir? Neye yaklaştırmaktır insanları? Neden uzaklaştırmaktır? Böylesi bir şehid cenazesinde bunlar mı konuşulmalı? Senin verdiğin hutbeyi her akşam iftar programlarında veriyorlar zaten. Kuralların kölesi olan insanlara sesleniyorum. İnisiyatif kullanmak diye bir şey var yav. Oraya gelen devlet memurlarının hepsi amirlerinin kullandığı inisiyatifle gelmişlerdi oraya mesai saati içinde. Senin bundan haberin yok mu? Bu kadar “amaaan kimin başı yanarsa yansın yeter ki benim başım yanmasın” kafasında olduğumuz sürece bu memlekette birileri orada ölüp gidecek, biz (gelebilenler) onların cenazesinin başında dikilecek.

Son sözüm şudur ki. Neyi iyi yapıyorsanız onu “iyi” yapın. Yeter ki o iş olsun. İyi öğretin, iyi yazın, iyi ekmek yapın, iyi muayene edin, iyi ekin biçin, iyi vazedin, iyi tebliğ edin, iyi yönetin. Gerisi kendiliğinden hallolur zaten. Tek yaptığımız başkasını eleştirmek. Evet, bakın ben de bilmediğim bir konuda ahkâm kestim ama o iş “iyi” yapılsaydı bu yazının konusu olmayacaktı. Benim ruhuma işleyecek, “vay be adam ne konuştu” dedirtecek olsaydı eğer… Şimdi susup Arapça’nın güzel harflerinden biri olan vav gibi içime dönüyorum. İyi olması gereken kötü yanlarıma bakıyorum, sizinkilere selam yolluyorum…

Facebook Yorumları

Cevap Gönder

E-posta adresiniz yorumunuzda yayınlanmayacaktır.