Ana Sayfa / Hikayeler / Yolun Sonu 11

Yolun Sonu 11

Yürüye yürüye iş merkezinin ortadan iki-üç büyük kırıkla bölünmüş, mermerleri parçalanmış neredeyse 3 dönümlük meydanına geldiler. Bu muhteşem alan, beyaz gri mermerleri, koyu mavi camları ve parlak çelik şeritleri ile yerleşkeden çok uzay üssünü andırırdı sağlam günlerinde.

İrfan konuşmama kararına şimdiden pişman olsa da tam olarak bir şeyler öğrenmeden ağzını açmayacaktı, susmaya devam etti.

-Sen babamın bana emanetsin, babam seni doğumundan askere gidene kadar izledi. Sonra da ben… Yardımcılık da babadan oğula geçer…

Ağzını kapatmadan soru beklerken, İrfanın sakin bakışlarıyla karşılaşan yardımcı da şaşırdı.

-Dediğim gibi seni izliyorum, amacımız size bir şey olmasını engellemek ve zamanı geldiğinde sizi ortaya çıkarmak… aslında ortaya çıkarılacak bir şey de yok kandan başka ya… yitik unutulmuş bir hikayenin pek de işe yaramaz bir mirasın parçalarından birisin… Hele ki yaşadığın şu hayattan sonra…

Binadan içeri girip aydınlık merdivenden yukarı doğru tırmanmaya başladılar.

-senin ataların dünyaya geldiklerinde benimkiler maymunmuş… -burada yüzüne hafif bir gülümseme yayıldı- seninkiler, benimkileri gen modifikasyonu filan derken adam etmiş… Kendi altın madenlerinde çalıştırmak için üretmişler kısacası. Sonra da seninkiler kendi aralarında iktidar savaşına tutuşunca kan gövdeyi götürmüş. İlk grup insanların neredeyse tamamını ve birbirlerinin de önemli bir kısmını öldürmüşler. Ancak sizin taraftan biri, çok küçük bir grup insanı kurtarmış. Sonra sizinkiler geri dönünce insanları tekrar dünyaya salmış… savaşın nükleer izleri silinesiye kadar uzakta kalmışlar ancak buraya geri bırakılan insanlar yeni durumda çok çaresiz kalmış, hastalıklar ve yeni düzen çoğunu sağlık ve akıl olarak bozmuş…

İrfan, yardımcının yarım milyon yılı iki dakikaya -o da taksi şoförünün geyik muhabbeti kıvamında- sıkıştırdığı sözler karşısında anlamsızlaştı. Bunu fark eden yardımcı sürdürdü…

-Seninkiler 3-5 kişi kaldığı için direkt yönetmek yerine insanları vekil olarak kullanmış ancak bu vekiller de oturdukları koltuklarda yaşadıkları durumdan -bu çakma tanrı muhabbetinden- çok hoşlanmış olacaklar ki krallıklarının devamı için her boku yemişler… senin din diye bildiğin şey de ne yazık ki bunun ürünüdür dostum. Firavun devrinde, Mısırdan cüzamlı –o zaman için lanetli demek daha kolaydı- olduğu için kovulanlar; geldikleri yeni topraklarda zeytinyağı ile kendilerini iyileştirip yaşamlarına devam ettiler ve liderleri senin tarihe Musa peygamber olarak geçti… inşaatta çalışan işçinin bira hakkının bile kaydedildiği detaylı Mısır sisteminde senin denizi yaran koca peygamberinin adı geçmiyor, üstelik sarayda büyümüş… İstersen İsa’dan hiç bahsetmeyelim…

Yardımcı anlattıkça anlattı, o anlattıkça İrfan kıpırtısız kalakaldı. Epey bir süre sonra İrfan yardımcıyı yeniden duyar hale geldi…

-Ancak benimkilerden bazıları senin hikayeni ciddiyetle aktarmış. Seninkiler olur da bir gün geri gelirler diye dünyada kalan seninkilerin giderek özelliklerini kaybetmesinden, delirmesinden veya giderek küçülmesinden etkilenmeden takibe devam etmişler…

Sadece şaşkınlığı seyreden gri gözlü adam tane tane anlatmaya devam etti.

-ara sıra kendinde hissettiğin garip şeyler, birisi düşünce sanki senin de düşmüş gibi canını acıtan şey senin atalarından kalan bir özelliğin… bizi hissedersiniz… geceleyin duyduğun sesler gibi… dua et ki sadece basit bir kaçını duydun…

…dinlemeyi seçseydin eğer bu sesler artacaktı, sadece acı çekenleri değil dua edenleri de, mutlulukla gülümseyenleri de duyacaktın ama sende o göt yok… o yüreğe ve niyete hiç sahip olmadın… senden bu yüzden tiksiniyorum… kendindeki cevheri boka batırmak için bu kadar korkaklaşmana… o debelendiğin mezbelelikte, çala çırpa ve şükür ede ede var gücünle rezilleştirdiğin hayatının en iyi tanığıyım ben. Uzaktan her seyrettiğimde “bu sefer kesin yapacak” dediğim tek bir şeyi bile yapmadın, büzüldükçe büzüldün kabuğunda, ufalttın kendini…

Tırmandıkları altıncı kat merdivenlerinden yukarıda önemli bir kırık başladığı için daha yukarıya çıkmamışlar, kırık pencerelerden birinin önünde durup cepheden esen rüzgarla devrilmeden göz alabildiğine yayılan manzarayı seyrediyorlardı. Tekrar dipten gelen gümbürtüyle sendelediler.

-batıyoruz dedin… dedi İrfan, yardımcı parmağıyla Üsküdar doğrultusunu gösterince şafak attı, yedi tepeli şehrin silüeti neredeyse ütülenmiş gibi dümdüz olmuştu ortada akan daha da genişlemiş boğaz Kız Kulesi, daha karşıda Topkapı Sarayı, Galata Kulesi ve Beyazıt Yangın kulesinin harabeleri…

-geliyorlar demiştin… kim geliyor?…

-Seninkiler…

-Niye geliyorlar ki…

-yarın akşam bütün sorularının cevabını bulacaksın.

İrfan içinden yükselen öfkeyi bastırmaya çalışarak,

-İyi de şimdi sen yaptığın şeye nasıl yardımcılık diyorsun? Günün birinde –ki o da bilinmez- ortaya çıkıp “sen eski asil kana sahip muhteşem bir yaratıksın, biz de seni bilmem kaç kuşaktır gizlice gözetliyoruz” deyip yaşadığım boktan hayattan ve diğer tüm eziyetlerden sadece beni sorumlu tutmak, beni aşağılamak yerine layık olduğum adam olmam için biraz yardım etseydin daha iyi olmaz mıydı?… Bütün bir toplumun yüz bin yıldır yediği bokun cezasını bana yükleyince eline ne geçecek?

– Her şeyde ve her durumda ettiğin dualarda sen de bunu kendi uyduruk tanrından beklemiyor musun? Ben de doğal olarak ispat edilmiş, gerçek kanlı canlı karşımdakinden bekliyorum bunu… benim daha haklı gerekçelerim var… tek istediğim kendinin farkında olmasan da içindeki cevhere layık olmandı… az biraz yiğitlik, biraz kudret, bir nefeslik cesaret, bir kerelik bile olsa temizlik…

Yardımcı İrfanın sağ omzunun ucundan İrfana cephe almış sakince konuşuyordu. İrfan kendini biraz sola kaydırıp Yardımcısıyla yüz yüze kaldı.

Yardımcının yüzünden okunan tiksinme hissi donuk bir bakışla değişmişti.

Camın açıklığında rüzgar döne döne eserken, yardımcı İrfan’ı altıncı kat penceresinden itti aynı bakışlarla ta ki yere düşene kadar arkasından bakarak.

Yazının 1.bölümü

Yazının 2.bölümü

Yazının 3.bölümü

Yazının 4.bölümü

Yazının 5.bölümü

Yazının 6.bölümü

Yazının 7.bölümü

Yazının 8.bölümü

Yazının 9.bölümü

Yazının 10.bölümü

Yolun Sonu 11
5 (100%) 1 Oy verildi.

Yorumlar

yorumlar

Yazar : Alper AYGÜN

Bakmak isteyebilirsiniz!

Yolun Sonu 8

Dediği gibi de oldu. Arkasını dönüp gittikten birkaç saat sonra “dan” diye gitti elektrik. Şehrin ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir