Ana Sayfa / Az Pişmiş / YOĞURTLU ISPANAK MESELESİ *

YOĞURTLU ISPANAK MESELESİ *

Çamurlu bir tarladan toplanmış ıspanakları pazardan büyük bir ganimetmiş gibi getirdi eve adam. Leğenin içinde oluşan çamur deryasında yüzen ıspanakların nasıl olup da tencereye tertemiz gireceği büyük bir muammaydı. Ama ilişkimizin istikbali o ıspanakların yıkanmasına bağlıymış gibi büyük bir sabırla kaç su gerekirse yıkayacaktım. Su faturası şimdilik benim meselem değildi. İki liralık ıspanak için iki liralık su akıtacağımı bilse pazardan eli boş dönecek bu adamın tezgâhın önünde yarım saat dikilecek olmamı değil de bunu sorun edeceğini bilmek her şeyin yolunda gittiği bir günde bile kalbimi kırdı. Birazdan çemkirecek olsam “n’oldu şimdi durup dururken” diyeceğini de düşündüm. Elinin körü oldu dedim yüksek sesle. Bu ilişkiyi kurtarmak için ıspanakları yıkamaktan ziyade çöpün dibine dökmeliydim. Aradığım kâsenin içi meyve kabuğu dolu bir şekilde salonda bir sehpada duruyor olması tansiyonu biraz daha tırmandırdı. Ispanaklar için itfaiye hortumu gelse bugün bu ilişkiyi kurtaramaz artık. Atacağım nutkun temiz bir şekilde muhatabım tarafından duyulabilmesi için boğazımı temizledim. Bu nutuk, alacağım yanıtlara göre uzayıp kısalabilirdi. Yine alacağım yanıtlara göre iki çocuklu dul bir kadına ya da mutluluktan delirmiş bir şekilde evliliğinin on altıncı yılını kutlayan bir kadına dönüşebilirdim. Adam, söylediklerimi yutan kara bir deliğe dönüşüp akıllı bir manevrayla kâseyi boşaltabilir ya da bahsettiğim şeyler çok komikmiş gibi alaylı bir ifadeyle kışkırtıcı cevaplar verebilirdi. Allaanı seviyosa ve birden kendini tezgâhın önünde kıymalı yumurta pişiren dul bir adam olarak bulmak istemiyorsa ikincisini yapmasındı.

“Gel de kolaysa bunları sen yıka!” Evet, bu iyi bir giriş olmuştu. Eğer yarım saat boyunca musluğun yanında dikilmenin nasıl yorucu bir şey olduğunu deneyimlerse benim kıymetimi anlardı. Sonra beni çok ama çok severdi. Peki beni sevmesi için benim olduğum kişi olmam neden yeterli olmuyordu. Kıymetli olmak için çok çalışmam ya da illa fedakârlıkta bulunmam gerektiği duygum hangi öğrenilerin sonucuydu? Neden kendimi onun annesiyle ya da etrafımda her şeye yetmeye çalışan mükemmel kadınlarla kıyaslıyordum? O neden kıymetine kıymet katmak için Brad Pitt’i rol model almıyordu? Yarım kilo ıspanak evliliğimizin üstüne bir lanet gibi çökmüştü!

“Ya bi şey diycem, neden bu ailenin tüm nüfusunu ben besliyorum? İnsan bi çeşit olsun yemek yapmayı öğrenmez mi?” Gelişme bölümü de fena sayılmazdı. Henüz bir reaksiyon vermediğine göre adam karadelik modeli tartışmayı benimsemiş görünüyordu. O zaman allaa ne verdiyse gönder tuşuna bastım. Ben gönderiyordum da iletilip iletilmediğine dair çift tik simgesi göremediğimden bünyemde pek bir tatmin duygusu da oluşmuyordu. Bu arada attığım nutkun heyecanıyla hareketlerim hızlanmış, hırsla yıkadığım ıspanaklar pırıl pırıl olmuştu. Evde yapmadığı diğer işleri sayarken soğanı doğramış, geçmiş yıllarda harddiske kaydettiğim hatalarını sayarken pirinci yıkayıp eklemiştim bile. Bu nasıl tek taraflı enerji emen bir performanstı? Ispanak piştiğinde hem ondan hem de kendimden memnun değildim. Ispanak tüm bunların sorumlusu o değilmiş gibi lezzetli bir şekilde demlenirken ben mutfaktaki sandalyelerden birine çöktüm. Tek istediğim omuzlarımı tutan bir çift el ve ona hiç yemek pişirmesem bile beni sevecek bir adamdı.

“Ekmek var mıydı evde?” dedi oysa aynı adam. “Az kaldı, giderken çöpü de çıkar.” dedim ben de sonuç kısmında. Belki çöple birlikte ıspanağın eve getirdiği kötü duyguları da çıkarır, taze ekmekle birlikte bize olan sevgisini getirirdi. Hakikaten de biraz sonra sevgisini yoğurtlu ıspanağa bana bana yedi. Birileri de mutfak tezgahının önünde “hani bana hani bana” dedi… Sevgi neydi, sevgi emekti!

*Bu yazı, Tarık Buğra’nın “Havuçlu Pilav Meselesi” adlı unutulmaz hikâyesine nazire olsun diye yazılmış olub, gerçek kişi ve olaylarla hiç bi alakası yoktur 😀 Yani benziyorsa da sadece ıspanak, adam ve ben benziyoruz o kadar…

YOĞURTLU ISPANAK MESELESİ *
5 (100%) 2 Oy verildi.

Yorumlar

yorumlar

Yazar : Filiz MANDACI

Bakmak isteyebilirsiniz!

Jekyll ve Hyde’dan Yaşamın Sırları

Sevgili Okur, size bu satırları sırasıyla pırasalı börek, sütlü çörek, Hindistan cevizli kek yedikten sonra ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir