Ana Sayfa / Az Pişmiş / Valla Ben Yapmadım

Valla Ben Yapmadım

Sevgili okur, yaşantıma memnun olmayarak baktığım her bir gün “nerede bu dükkânın sahibi” diye yetkili birini çağırıp, bana sunulan menünün yenisiyle değiştirilmesini talep etmek istiyorum! Sonra düşününce o “yetkili birinin” benden başkası olmadığını fark ediyorum haliyle.

 Başımıza gelen her bir olumsuzlukta bunun muhakkak başka birinden kaynaklandığından o kadar eminiz ki her birimiz, yansıtma yaparken bazen hadsizleşiyor, muhatabımızı kendi cinnetimize ortak olmaya davet ediyoruz. “Tarihçi beni bıraktı” sohbetini yaptığımız arkadaş, bir taraftan başını sallayarak onaylıyormuş görünürken, içinden de “beni niye bırakmadı” diyor olabilir. Seslendirmemesi kendi lehine olur tabii. İşinden kovulan biri  iş yeri sahibine giydirirken, eşinden şikayet eden birinin eş yeri sahibine- aslında bu kendisi oluyor- çemkirmesi de beklenen bir tutum. Bir tık ileri gidip mutluluk ve mutsuzluklarımızın sorumluluklarını tek başımıza ne zaman kucaklayacağız? Hayatımız “bu çocuk kime çekmiş, bilmiyorum” demekle mi geçecek? Muhtemelen ana babası olduğumuz evladın genlerini bile sahiplenemeyeceğimiz büyük bir reddiye bu! “Sayemde” demeyi sevdiğimiz kadar nefret ediyoruz “benden dolayı” demekten!

Bireysel yaklaşımımız olarak “biz hariç herkesi suçlama” refleksimiz o kadar güçlü ki, toplumsal olarak da bu durumu hiç yadsımıyoruz. Sorumlu kim? Kim olacak, biz değiliz! Maçı kaybeden takımın teknik adamı hakemi, kalecisi defans oyuncusunu, golcüsü sağ kanatı suçlarken; iktidar her daim muhalefeti, o dönemin bakanını, müdürünü, valisini..(kim atadı ki onları?) suçlar. Yönetememek bir suç değildir, sorumluluğu yoktur bu topraklarda. Kendi banka hesabını yönetemeyen kişi kimi suçlarsa suçlasın bu durumun sonuçlarını kendi ve ailesi yaşarken, kamudaki bir “yönetememe” durumunun sonuçlarını halk hep birlikte yaşar. Eeee, ne sayıklıyorsun diyen okur. Öncelikle çok sabırsızsın, ikinci olarak haklısın! Lafı getirmeye çalıştığım düzlem şudur ki bizler öncelikle bireysel olarak davranışlarımızın sorumluluğunu almayı öğrenip, bunu doğallaştırıp, kendimizden hesap sorabilir hale gelirsek, bunun illa ki toplumsal sonuçları olumlu olacaktır. Evden başlayalım. Çocuklarımızın her başarısızlığında okulu ve öğretmeni (üstelik de çocuğumuzun yanında) suçlayarak ona ancak ve ancak bu başarısızlıktan sorumlu olmamayı öğretebiliriz. Bir teknik adam, yanlış adamı yanlış mevkide oynattım demeyip kendi dışında takım oyuncularını suçladıkça, futbolcu da hep bir diğer arkadaşını suçlayacaktır. Okulda dersine geç giren bir öğretmen, kendini denetlemeyen idareyi, kendisi gibi geç girenleri değil de dersine vaktinde giren arkadaşını suçlamaya devam eden kokuşmuş bir körlük içindeyken derse vaktinde gelen bir öğrenci yetiştiremez. O öğrenci ancak ve ancak idealize ettiği bir kişiden (o öğretmen) kendisine artık “yapılabilir” olarak gösterdiği bir kural ihlalini öğrenecektir öncelikle.

Geçenlerde mahallemizin börekçisinden çocuklar seviyor diye kıymalı börek almıştım. Yenilemeyecek kadar ekşimişti, çöpe atacakken durdum. Paketi sarıp, üşenmeden geri götürdüm. Mahallemizin börekçisinden beklentim o an için hemen sorunu çözecek şekilde yeni ve ekşi olmayan bir börek değildi. Beklentim o börekçinin benim alış veriş yaptığım bir börekçi olmaya devam etmesi, bundan sonra daha dikkatli olmasıydı. Bilirsiniz, müesseseler bu tip geri dönüşlerden hoşlanmaz ve hemen savunmaya geçer. Yaklaşım çok önemli. Diğer müşterilerin olmadığı bir anı kollayarak, suçlama tonundan uzak, sakin bir ses tonuyla, kıyma karışımının muhtemelen dışarıda çok bekletildiğini, yenilemeyecek bir halde olduğunu, yemediyseler fark edemeyeceklerini, devamlı bir müşterileri olarak niyetimin sadece onlara bunu fark ettirmek olduğunu söyledim. Yine de doğal olarak savunmaya geçtiler, hızlıca yenisini vermeyi teklif ettiler, kabul etmedim. Sadece oradan alış veriş yapmaya devam etmek istediğimi belirterek ayrıldım. Olumlu sonuçları olur ya da olmaz. Yahut kısa vadede elde edebileceğim bir fayda görmeyebilirim. Yaşama bakış açım bu benim. Evet, eleştirilmekten hoşlanmam, bu gayet normal, lakin kendimi acımasız bir şekilde eleştirebilirim. Acımasızlıktan kastım kendimi depresyona sokacak bir tutum değil. Kendimi kalıcı olmasa da güvenli bir iyilik haline sokabilecek kadar dozunda bir öz eleştiri. Seçtiğimiz partiyi “eleştirilemez” bir yere koyarak, tuttuğumuz takıma “söz söyletmeme” noktasında direterek, kendimizi sümmehaşa eleştirilemeyecek bir şekilde konumlayarak “en iyiyi” hedeflemek aymazlıktır. İyi uykular değil, iyi uyanmalar dilerim, selametle…

Valla Ben Yapmadım
5 (100%) 1 Oy verildi.

Yorumlar

yorumlar

Yazar : Filiz MANDACI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir