Ana Sayfa / Az Pişmiş / Ummak ve Bulmak Üzerine

Ummak ve Bulmak Üzerine

Geri geri gidiyorum, babamın eşyalarımızı uzak bir semte taşımak için tuttuğu bir at arabasının arkasında, bıraktığımız evin çarpık damı artık görünmez olmuş. Dere yatağında bir at ölüsü, tarlalardan belli belirsiz yükselen ağır bir koku. Talika, eşyadan çok insan dolu.

Annem, çamaşır sepetlerinin arasında erkek kardeşimi tutuyor konuşmadan. Kız kardeşim ve ben kirli eteğimin altına sakladığımız kedi yavrusuyla oynuyoruz. Kaçak yolcu olduğunu bilmeyen yavru miyavlıyor arada. Arabada annemden ağır olan tek şey (?) arabacı. Talikanın tahtalarına yasladığımız demir karyolayı babam tek hamlede yükledi. Bizi saymıyorum. Çelimsiz olduğumuzdan değil-ki öyleyiz. Umutla dolu olan çocuklar havadan daha hafif olabilir, asıl nedeni bu. Gittiğimiz evde kediler için küçük bir kulübe bile olabilir. Hayallerimizin sınırında küçük bir kedi evi. Daha ileri gidemeyiz. Görmemek, “görecek olmak” umudun kanadında bir yolculuk. Belki sıvası dökülmüş o tek odalı evi görene kadar ona büyük bir bahçe, güzel ve aydınlık pencereler hayal edebiliriz. Renk serbest, istediğin boyayla boya diyen bir öğretmen serbestliği.

Henüz bilmiyoruz ama babam, her yıl bizi taşıyacak. Bizim yelkenler başka umutlarla şişecek, ta ki her seferinde “varamadığımızı”, bunun sadece “varmaya dair umutlu bir yolculuk” olduğunu anlayana kadar. Eteğimizin altında titreyip duran yavru kedinin araba durunca hayal kırıklığına uğradığını sanmıyorum. Hayal kırıklığı, bir çeşit insan hastalığı çünkü. Sallantılı yolculuğun nihayetinde gördüğümüz küçük bahçedeki ağaçlar “görecek olmanın heyecanını”, “görüp sevinmeye” bağlıyor.

Küçük bir bahçe kaç hayal kırıklığına bedel? İki kız çocuğu ile bir kedi yavrusu toplanır mı bu hesapta? Annemi saymıyorum. Çünkü o, sıvası dökülmüş evin içindeki o tek odada hastalanmaya başladı. Sonrasında bunun ne pis bir hastalık olduğunu öğrenecek olmamız o an bahçede kediyle oynamamıza engel teşkil etmiyor. Ta ki içerden mutsuz ve zehirli bir ses “atın o pis kediyi sokağa, bizim kendimize bakacak halimiz yok” diyene kadar. Annemin hastalıktan zehirlenmiş sesi. Ben, tam da o an, arabadaki en ağır şeylerden biri olan annemin, yolda gayet farkında olduğu kaçak yolcu kedi yavrusuna ses etmemesinin nedenini anlıyorum. Belki o da bizim kadar hafifti aslında “görecek olmanın” umutla teker döndürdüğü o yolda. Yine anlıyorum; küçük bahçeler ve kedi yavruları çelimsiz çocukların mutluluk reçetesiydi, anneleri daracık odalarda hastalanırken…

                                                                                                                                      Eylül 2017, Edirne

Yazanın notu: Bu yazıyı yazdıran, üstelik otuz yıl sonra, artık bir anne olan o çelimsiz kızın, kendi kızını akşamları kedi yavrusu aramaya çıkarıp onun mutluluğunu, kendi hayallerinin kırığına merhem yapmasıdır. Tüm içtenliğimle.

Ummak ve Bulmak Üzerine
5 (100%) 3 Oy verildi.

Yorumlar

yorumlar

Yazar : Filiz MANDACI

Bakmak isteyebilirsiniz!

Bence okumayın

Bu nasıl “dark” bir hafta sonudur sevgili okuyucu! Dışarıda Ata Demirer’in çok hoşuma giden tarifiyle ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir