Ana Sayfa / Az Pişmiş / Tümevarıyorum Az Kaldı

Tümevarıyorum Az Kaldı

Sevgili okur, evimin balkonunda yine birilerinin evlenme kararının gürültülerini ben dinliyorum. Evim bir düğün bahçesinin dibinde. Neden gürültü dedim peki, çekemiyor muyum yeni evlenenleri? Yoo, yayın gayet net! Eminim düğünün davetlileri arasında olsam iki göbek de ben atardım. Lakin perşembe gününden başlayarak seri şekilde dört gece boyunca devam eden ve aynı şarkı listesinden oluşan bu törenlerin güzel tarafını göremiyorum. Ayağımda terliklerle bahçeden içeri dalıp fişi çekesim geliyor bazen. Hele bu sene ortalığı kasıp kavuran pazarcı çığrışı bir parça var ki kimin alınıp kimin satıldığını anlamak mümkün olmayan, herkesi toplayıp neandertal döneme geri götüren bir zaman makinesi adeta! Bahsettiğim dönem M.Ö 3000’lere tekabül ediyor. Siz hesap edin ne demek istediğimi. Pazardan külot mu alıyoruz, evlenme mi kutluyoruz ayırt edemediğimiz bir zaman bu. Kaliteee, kaliteee, markaaaa, marka diye bağırıyor bir ses! Gözlerim tezgâh arıyor ama yok! Onun yerine pistte oynayan ablalar var. Acaba kalite ve marka diye onlardan sebep mi bağırılıyor? Pisttekiler –ki dediğim gibi davetli olsam o sırada aralarında ben de olurum-ne kadar kalite ve marka olduklarının yarışı içine girmiş gibi zıplamaktalar.

İçinde olmadığımız eğlence her zaman için işkence değil mi sevgili okur? Çocuklarımız kardeş kardeş dövüşürken çıkardıkları gürültüden, onlarla oynuyor olsak şikayet eder miyiz? Tam uyurken eşinizin “gooool” diye bağırmasından, onunla birlikte izliyor olsak? Bir piste doluşmuş insanların ilkel hareketler eşliğinde kıpırdanması yirmili yaşlarıma kadar bana tamamen açıklanması güç bir kabile davranışı gelirken, piste adım attığım anda anlaşılır bir şey olmaya başladı ki yaşamda mutlu olmanın sırrını çözmem aynı zamana denk gelir. Bir şeyin parçası olmalıydım. Gruplardan, cemiyetten, düzineden, desteden ya da birden fazla çokluğu ifade eden her rakamdan biri ben olmalıydım. Muhtemelen kıskançlıktan burun kıvırıyordum. Arkadaşlarım okuldan kaçarken bahçede yalnız başıma kitap okuyacağıma ya da gittiğim düğünde millet oynarken kenar masalardan birinde sosyolojik tespitler kasacağıma onların arasına karışmalıydım! Camide cemaat, altın gününde katılımcı, kooperatifte üye, söğütlükte ağaç olmalıydım. Bir yol kenarında tek başına dikilen ağacın karizmasına sahip olmayabilirdim ama rüzgârı kesen o topluluğun bir ferdi/fidanı olmak daha değerli değil miydi? Kafam karıştı şimdi. O tek ağaç daha bi karizmatik göründü gözüme bak. Karınca köpek gibi çalışırken hiç olmazsa ağustos böceği bir yaz ve bir sonbahar mutlu olmayı başarıyordu bu ölümlü dünyada. Karınca bir koloninin parçasıyken üstelik! Tümevarmaya çalışırken üçün birine varıcam bu gidişle. Kusurlarım arasında çelişkili ifade vermek de vardır. Umarım yeterince basite indirgemişimdir. Sizi küçümsediğim için değil, az kelamla çok şey anlatmak isterken yanlış anlaşılmak, akabinde çeşitli söz düellolarına girmek hobilerim arasında yer alıyor. Düğünler hala fobilerim arasında olabilir. Bakınız, ben bu satırları karalarken takı merasimi son bulmak üzere ve ben şimdi kendi öğüdümü dinleyip eğlencenin bir parçası olmaya karar verdim. Gidip kalçama bi tülbent bağlayıp kaliteee ve markaaa olmalıyım salonda. Hem belki biraz yağlardan eritirim. Aaaa lütfen, kınamayın, başınıza gelir! Her daim bir mutluluğun paylaşanı olmanız dileğiyle efenim…

 

Tümevarıyorum Az Kaldı
5 (100%) 2 Oy verildi.

Yorumlar

yorumlar

Yazar : Filiz MANDACI

Bakmak isteyebilirsiniz!

Düğün Mevsimi 1. Bölüm

Sevgili okur, sizlere bu satırları evimin yakınındaki düğün salonundan gelen “mari ye kafanı kudur” adlı ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir