Ana Sayfa / Hikayeler / G.D.O. ve G.Ö.T. (2. Bölüm)

G.D.O. ve G.Ö.T. (2. Bölüm)

Sessiz sedası kredi kartlarını kapatan bu insanlar kıt kanaat maaşlarıyla ne yapıyorlardı. Bu paraları nasıl ödediler? Bir iki aya kalmadan kokusu çıkacak tabii ki… “Dönecekler elbet” demişti müdürlerden biri.

Başbakanlık, içişleri bakanlığından gelen -bir başka konu ile ilgili- bilgi yazısı ile durumun gerçek boyutunu anlamak üzere, ünlü kamuoyu araştırma şirketlerinin tümünü görevlendirmişti. Bu insanlar evde televizyon da seyretmiyordu. Hiç… bir saniye bile. Birkaç puanlık istisnalar hariç bütün şirketler –nihayet- nerdeyse aynı sonucu vermişlerdi.

Google ve Facebook raporlarında da özellikle başta Türkiye olmak üzere internet erişim eğiliminin (çoğunlukla üç harf yoğunluklu aramalar) değiştiği; özellikle akademik makaleler ve güncel araştırma raporları üzerine aşırı miktarda artan bir yoğunlaşma olduğu… tüm bunlardan daha elim ve vahim olarak; henüz kodları tam anlaşılamayan bir bilgisayar dili ile tamamen şifrelenmiş halde ve tabir yerinde ise işin hamallığını kendi eğilimlerini analiz etmek üzere kurulan dev süper bilgisayarlara yaptırarak –ki ne yaptıklarını bile bilemiyordular o esnada- tereciye tere satıyorlardı, kimse bunlar?…

Sistemden çok fazla güç çeken bu işlemler kendi programlarını sekteye uğratmaya başlayınca analistler bunun olsa olsa çok katmanlı bir virüs veya komplike bir program olabileceğini öngörmüşlerdi. Kendini dünya üzerindeki birden fazla bilgisayara kopyalamış -deyim yerindeyse bölmüş- olduğu için bulunan satırın/parçanın kendi kurdukları program mı yoksa korsan yapıya ait olduğunun anlaşılması bile günler alıyordu. Analistler bir kısmını bulana kadar program yeni, yüze bölünmüş küçük parçalarını programın yine başka başka yerlerine atıyor olmalıydı. Ne iş yaptığı, nasıl üye olunduğu bilinmeyen bir sosyal haberleşme ağı gibi idi, anlaşılabildiği kadarıyla. İnsanlara şifreli mailler veya mesajlar atıyor ve sadece mesajı attığı kişinin bilgisayarına veya cep telefonun o an kurduğu bir mini programla o anki özel ve eşsiz şifreyi çözerek onun okumasını sağlıyordu. İş bitince program o şifreyi de onu çözmek için kendi yarattığı minik programı da imha ediyordu. Sonrasında işi mail-sms atmaktan direkt ekranı silerek kendi diyeceğini diyen bir zorbaya çevirmişti. Devlet ve idari kademelerde böyle şeyler yaşanırken, evlerde kim bilir neler olmuştu şimdiye kadar…

 İlkokul mezunu bir çocuğun Sümer tabletine baktığı gibi bakıyordu herkes… kendi bilgisayarlarına virüs gibi girip bilgisayarın yaptığı diğer işlere de karışmaya başlamıştı. Amerika’da bir askeri üsten mesela bir drone’a komut verip Afganistan’daki muhtemel bir terörist grubu etkisiz hale getirmek üzere bütün sokağı bombalayamıyordun mesela.

Güzide ülkemizde de ilginç bir hareketlilik olmuştu son iki hafta içinde; trafik ilginç şekilde düzgün gidiyordu mesela. Yollardaki elektronik bilgi ekranlarında hangi köprüden nereye ne kadar sürede –gecikmeyle- gidilebileceği bilgisi verilirken eğer o sırada emniyet şeridinden bir çakarlı pahalı araba geçerse ekranlar hemen kararıp. “G.Ö.T.” … ”G.Ö.T.” … “G.Ö.T.” şeklinde yanıp yanıp sönüyordu. Açıklaması da hemen sonra geliyordu. “Geçiş Öncelikli Taşıt” … “Lütfen müsaitseniz yol veriniz” …

İçişleri bakanlığı trafik dairesinde ve ilgili idarede bütün bilgisayarların altını üstüne de getirse buna neyin sebep olduğu bir türlü bulunamıyordu. Trafikte herkesle birlikte gitmeyi nedense kabul edemeyen güvenlik uzmanları ve ekabirun bütün gücüyle bir suçlu arıyor bu arada eski alışkanlık devam ediyor, inatla yollar kesiliyor, inatla her küçük tıkanmada emniyet şeridinden gidiyordu. Geri kalmış ülkede ne kadar hızlı gidersen git varacağın yerle ilgili bir yorum elbet yapılamıyordu.

Sadece trafik mi… nasılsa nerede bir kayırma, bir usulsüzlük olsa dakikası dolmadan görüşmenin ses kaydı bütün radyo frekanslarından cep telefonlarından yayınlanıyor, akşamına videoları haritada nerede konuşulduğuna varana kadar sokak ekranlarında çıkıveriyordu.

Kokusu tam iki ay sonra çıktı. “Ahlaki Bütüncül İdare İnisiyatifi” kısaltmasının “ABİ” olmasını tercih ediyordu. İki öğrencinin çılgın projesi olarak açık kaynak koduyla başlayıp bir ayda nerden ekleniverdiği bilinmeyen 10.000 bilgisayarda geliştirilen ve sonrasında durdurulamayan yapay zeka programının adıydı. Kendine “ABİ” denmesini istiyordu. Çocuklar yazmıştı bunu… onbinlerce lise öğrencisi… şimdi de içinden çıkılmaz ve çekilmez bir şekilde diktatöre dönüşmüştü eski yöneticiler için.

Trafik sorunu hızla çözüldü. Kimse işe gitmemeye başladı çünkü. İşlerinden istifa edenler sabah arabalarına tıkılmak ve trafikte bekleşmek yerine yakın çevrelerindeki açık kahvaltılara ve sonrasındaki eğlencelere ve imecelere katılıyorlardı. Mutlaka seyahat etmek zorunda olan doktor, v.b. gibi meslek uzmanları ise arabalarının üstüne her oto sanayide kolayca –nasılsa- bulunan ve mutlaka araca bağlanması gereken ABİ’yi bağlatmıştı. ABİ hem aracın otonom idaresine imkan veriyor hem de “anlık cezalandırma” sistemi ile herkesi yaşına ve mevkiine bakmaksızın cezalandırıyordu.

Örneğin emniyet şeridinden mi gidiyorsun, sürekli zigzak mı çiziyorsun, tehlikeli mi kullanıyorsun, arkaya fazla mı yaklaşıyorsun….o sırada senin çevrende bulunan araçların ABİ’sinden senin aracına küçük kahverengi bir şey fırlatılıyordu. Bu ne yaparsan yap çıkmayan polimer yapılı kalın kıvamlı bir boya içeren bildiğin baintball mermisi idi. Alışkanlıkla hıyar gibi araba sürerim zanneden dingiller (ki pirinç elbette herkeste benzer etkiyi göstermiyordu, zeka artsa da hıyarlık öze işleyince EQ biftek gibi döve döve düzeltilmesi gereken bir durumda kalıyordu bir dönem için, sonrası pamuk elbette) arabadan iner inmez deyim yerindeyse Bok içinde kaldığını fark edince o arabayla utanç içinde trafiğe çıkamadığı için doğru sanayide boyacıya gidiyordu. İki dakikalık heyecan için 1500 tl boya parası pek de cazip değildi açıkçası. Resmi araçların ise yenileri bu renge en yakın kahverengiden sipariş edilmeye başlanmıştı…

G.D.O. ve G.Ö.T. (2. Bölüm)
5 (100%) 1 Oy verildi.

Yorumlar

yorumlar

Yazar : Alper AYGÜN

Bakmak isteyebilirsiniz!

Yolun Sonu 9

Saatler sonra soğuğun etkisi ile gözleri dalmak üzereyken, ortalık gri karanlık bir ışıkla seçilmeye başladı. ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir