Ana Sayfa / Az Pişmiş / BANA BİRAZ PERVA BEYFENDİYE DE AYRAN LÜTFEN

BANA BİRAZ PERVA BEYFENDİYE DE AYRAN LÜTFEN

Sevgili okur, bilirsiniz, ağzı düzgün, terbiyeli ve yazarken de konuşurken de asla aşırıya kaçmayan bir insanım. Böyle olmayıp da bunu marifet sayanlara da bir anlam veremem. Tamam, arkanızdan ve “içimden” olmak kaydıyla küfrün bini bir para olabilir. Bu beni “terbiyesiz” biri yapar mı? Pervasız hiç değilim. En son 3 yaşındayken çırılçıplak evden koşarak kaçıp mahalle kahvesinin önünden geçerek annemi bir kilometre kadar koşturduğum gün pervasız olmuşum. Aradan geçen otuz beş sene boyunca hatırlayıp da “ayıp be” dediğim münferit olaylar da yok değil. Ama münferit olmayan diğer zamanlar tadımdan ve terbiyemden yenmem. Şaka yapmıyorum, benimle beş dakika oturup da sıkılmayan insan yok gibi 🙂 Benim bu terbiyeli sıkıcılığımı dengeleyen epey “kırık” arkadaşlarımla otururken içlerinden “bitse de gitsek” dediklerini bilirim. Beni mütemadiyen eğlendirdikleri için bu kusurlarını görmezden gelebilirim! Bugün başıma gelen enteresan bir olay sonucu geçmişte yaptığım münferit pervasızlıkları hatırladım. Hayır, enteresan olayı size anlatmıyorum, su gibi berrak değilim, bilmediğiniz çok şey var ve de olsun bi zahmet! Ama bilinmesini istediğim pervasızlıklarım belki beni okuyan genç kızlara örnek(!) teşkil eder diye yazıya dökülebilir diye düşündüm:

1 nolu pervasızlık: Evlenmek! Yani aklımdan ne geçiyordu ki? Hmm sanırım fazla aşk romanı okumaktan beynim sulanmıştı 🙂 Aslında ne düşünmediğimi hatırlıyorum! Evliliğin bir diyalog olduğunu hayal etmiştim. Meğer kendim çalıp, kendim oynayacakmışım ki bunu zaten yapıyordum, tek fark iki kişilik oynamak zorunda kalıyor olmam. Çok acıklı bir itiraf olacak ama tuzağa bile düşmedim ben evlenirken! Yani pusuya yatmış, eş arayan bir belgesel hayvanı tarafından yakalanmadım. Bi şey arıyorsa bile bunu hiç belli etmeyen birinin mağarasına kendi ayaklarımla gittim. Alın size bir pervasızlık örneği! Aşık olmuştum, geri zekalı dizlerim titriyor ve kalbimle iş birliği yapıp benden bağımsız karar alıyorlardı. Muhatabıma bakınca bende bu tip etkiler yaratabilecek bir potansiyel göremiyordum, ben de bu şüpheli durumu açıklığa kavuşturmak için oturup bir mektup yazdım. Alın size koca bir pervasızlık örneği daha! 28.yüzyıla geçmiştik de milletin bundan haberi mi yoktu? Ortaçağ Avrupa’sına Rönesans’ı getiriyordum bu mektupla 🙂 “Başlıyorum ve sanırım bu bir aşk mektubu…” diye ilk cümlemi yazdıktan sonra, eş beklemiyor olsa bile bir belgesel hayvanının keyiflenmemesi mümkün değildi… Evlendik be!

2 nolu pervasızlık: Çocuk Yapmak! İtiraf etmeliyim ki dört yıllık muhteşem bir direniş örneği sergiledim. Kendimle ne kadar gurur duysam az. Ha Akka Kalesi’ni tutan Cezzar Ahmet Paşa, ha ben! Tek farkımız benim son anda kaleyi teslim etmiş olmam: İki Çocuk!

Aslında bu listeye herkesin “normal” karşıladığı epey davranışı “pervasızlık” olarak ekleyebilirim. Oysa aynı kimseler asıl “boşanmayı” pervasızlık olarak görmekteler. Gırtlağına kadar gelmiş bir insanın “ben önceki halime dönmek istiyorum” demesinin nesi pervasızlıktır? Kendi “pervalı”  ve ön yargılı halime savaş açmış durumdayım, çünkü birkaç kere “herkes” gibi düşünürken yakaladım kendimi. Ayıp bana, tuh bana! İzin veriyorum siz de arkamdan ve içinizden olmak kaydıyla benim hakkımda kötü şeyler söyleyebilirsiniz. Hakkımı helal ediyorum, rahat olun. He he bi gün de ben şey yaparım, ödeşiriz 😀

BANA BİRAZ PERVA BEYFENDİYE DE AYRAN LÜTFEN
5 (100%) 2 Oy verildi.

Yorumlar

yorumlar

Yazar : Filiz MANDACI

Bakmak isteyebilirsiniz!

İrkilmemek için irkekleri seçin!

Hac mevsimine iki ay kala rahmetli olan Annemin yerine gittiğim haccın dönüşü…. İnsanları günler önceden ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir