Ana Sayfa / Az Pişmiş / AZ PİŞMİŞ BEŞŞŞ YILDIZLI TATİL

AZ PİŞMİŞ BEŞŞŞ YILDIZLI TATİL

Sevgili okur, kafi müddet ayrı kaldık, özleşmiş olduğumuzu varsayarak, kaldığımız yerden devam etmek niyetindeyim. Niyetim iyi, aranızda nadir de olsa niyeti bozuk olan varsa lütfen burada insin!

Az pişmiş yazıları bu kadar uzun süre başıboş bırakmamın nedeni belki yazmadan bi müddet bekletirsem çok pişeceklerine olan inancımdı. Gördüğünüz gibi bu sefer de çok pişti! N’apsak yaranamıyoruz belli bir zevata, gelişine vuruyorum ben de nitekim 🙂 Ah, tabii epey bir müddet de yollardaydık ailecek. Zira niyet torbasından çekilerek belirlenen bir kısım muallimden biri olarak beşşşş yıldızlı bir otelde, yıldızları sadece gök yüzünde görebileceğimiz saatlerde salıverildiğimiz bir eğitime tabi tutulduk 🙂 Ezcümle orada mevcut muallimlerle birlikte 1 (bir) günde bitirilebilecek bu işkencenin nasıl ve neden beş güne yayıldığını düşünürken, doğudaki Şanghay Beşlisi’ne dahil olma planının bir parçası olarak Çin usülü seyrediyor olabileceği sonucuna vardık. “Acık biraz eğlenseydik bari” yakarışlarımızın yanıtı “eyy muallimler, biz günü üçe böldük” gibi on hadis gücünde açıklamalarla karşılaştık. Kurban rolünün bana uygun bir rol olmadığını öğrendiğim için küçük kaça-maklar yapmış olabilirim. Turizme verdiğim bu destekten ötürü uyarma ya da kınama gibi cezalarla karşılaşmayacağımı ümit ediyorum. Kim bilir kaç yabancı turiste Türk aile yapısı konusunda derin dersler çıkarması için rehberlik yaptım. Her şey dahil tatilime neler dahil olmadı ki!

Öhöm, başlıyorum. Öncelikle navigasyon programlarının yazıcılarından çok özür diliyorum. Arabada yaptığımız konuşmaların internet üzerinden dinlenmediğini ummak dışında yapabileceğim bir şey yok 🙂 Çok şey yapmadık zaten, “çatalın sağında kalın”, “düz devam edin”, “dönemecin sağındaki ilk çıkıştan çıkın” gibi basit komutlar yazdığınız için size bol bol teşekkür ettik! Yıllar sonra bi seferde sağa ve sola döneceksin deyip, üstelik el ve kol hareketleriyle desteklemedim naçizane. Halbuki daha önce arabayı kullanan kişinin görüş alanına soktuğum ellerim ve kolumla, arabayı zihin gücüyle sağa sapacak bir şekilde yönlendirebildiğimi varsayardım. Maşallah siz tane tane çizerek anlatmışsınız. Tüm okullarda ve askerlik şubelerinde sanal uygulamalarınızın kullanılması konusunda bir kampanya başlatmayı düşünüyorum. Biz bu yolculuktaki eğitimden sonra evde bile birbirimize “çatalın sağında kal”, “düz devam et” gibi komutlar vermeye devam ediyoruz… Şey, bazen sizi dinlememiş olabiliriz. “Çok biliyo onlar, nereye sapayım, sapacak yer mi var” diyen vallahi de ben değilim! Ayrıca, dediğiniz yerden sapmadığımız halde dahi sabırla bize yeni rotalar belirlediğiniz için ayrıca minnettarız. Ben olsam, madem benim dediğim yerden gitmiyorsun, cehennemin dibine kadar yolun var der, işime bakardım. Sabır önemli bir meziyet, bir robot uygulama için… sevgili eşimde de pek bulunmayan, öhöm!

İçinde bir golf arabasıyla dolaşılabilecek yüzlerce metrekarelik otele varınca ilk paylaşımım “lan cenneti bulduk galiba” oldu. Yediğin önünde, yemediğin arkandan koşuyor, envai çeşit bitkinin olduğu bu bahçede “huri” diye niteleyebileceğimiz slav ırkından nadide parçalar da mevcuttu. O zaman burası cennet değil de neydi. Bence fakirlerin “cennete gideceğine inanması” böyle yerleri rüyalarında bile görmemelerindendi diye biraz abartayım. Bilirsiniz, abartmak göbek adım. Yüz küsur çeşit yemeğin içinde olmasına rağmen “ya biterse” endişesiyle telaşla sağa sola koşan aileler genelde ecnebi olmayanlardı. Açlık endişesi de genetik olmalıydı. Oysa ben! Sanırsınız yedi göbek ecnebi bir millettenim 🙂 Dudak bükerek tabağıma koyduğum dere otu, marul, salatalık ve bilimum yeşillikle form tutarken tatlı standının etrafında tavaf yapan kalabalığa “görmemiş” muamelesi yapmış olabilirim. Çocuklarımda da dominant genler benimkiler olacak ki tavuk ye, et ye, madem zıkkımın kökünü ye dememize rağmen evde her daim bulunabilecek olan pilav yemeğiyle iktifa ettiler. Ailemizde Türk insanını iftiharla temsil eden eşim de Cem Yılmaz parodilerini aratmayacak tabak doldurma merasimleri düzenledi. O olmasa aç kalacaktık 🙂 Normalde tabağını bitirmeden çocuklara keyif verici yiyecekler vermeyen adam, boş ver kalsın o madem, şunu da ye, bunu da al gibi her birimizin gözlerini yaşartan bir alicenaplık, bir cömertlik sergiledi…

Sayılı gün, çabuk geçti, dönüş güzergahında “yolculuğumuz boşa gitmesin” diye sapılabilecek her tür kültür ve tarih mirasına direksiyon kıvırdık. Acele dönmemiz de icab ettiğinden hızlandırılmış kültürlenmelerimiz umarım yarım kalmamıştır! Aaaa bak Akrapol, bak mağara, hey bu şela.., hadi çabuk, İskender mi bu boş ver, anne bak taşta neler yazıyor, dur şimdi okuyamayız yavrum, hızlı hızlı gezin, anne sunak taşı ne, neyse ne yavrum, bak geç, kızım müze karta o kadar para bayıldık, her şeyi görmeden bu müzeden çıkamayız… gibi hızlı turumuz esnasında kültür zehirlenmesi yaşamış olmamız da kuvvetle muhtemel!

Kadim zamandan beri dostlarımız olan insanların evine vardığımızda epey level atlamış idik. Beşşş yıldızlı otelimizde bize ikram edilmemiş hiçbir yiyecek olmamasının verdiği mahcubiyetle izzet ve ikramlarda bulundular ki aslında ne zamandır aradığımız sarıp sarmalanma ve kucaklanma hissinin tadına doyulmazdı. Yiyip içtikten bir süre sonra teklifsizce şakalaşırken arkadaşım sordu: Filiz, facebookta “tıka basa doymuş hissediyor” diye bir his bildirimi var mı acaba? Bunun üzerine insanların bulundukları her yerde, nasıl hissediyor olduklarıyla ilgili, enteresan bildirim çeşitlerine dair uzun bir geyik çevirdik ki hakikaten “teklifsiz muhabbete ve samimiyete tıka basa doymuş hissediyor” diye bir bildirim olsaydı, koyardım! Bu uzun cümleyi okuyup, zorlanmış hissediyor olabilir misiniz? Peki ya ben: Filiz, uzunca bir süreden sonra yazınca rahatlamış hissediyor! Tuvaletten his bildirimi yapmayacağıma dair söz veriyorum, hadi selametle!

AZ PİŞMİŞ BEŞŞŞ YILDIZLI TATİL
4.8 (95%) 4 Oy verildi.

Yorumlar

yorumlar

Yazar : Filiz MANDACI

Bakmak isteyebilirsiniz!

İyimser Bir Yazı

Sevgili okur, naçizane bu satırları yazarken henüz bacaklarımın şişi inmedi. Gezdik, durduk. Eve gelince sanki ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir