Aşık Değildim Olabilirdim

Sevgili okur,

Yıllardan gençlik, günlerden sorumsuzluk günlerimden biriydi. Eğer illa rakam istiyorsanız muhtemelen Kuveyt-Irak Savaşı vardı..Yok be, durun, o bitmiş miydi yoksa. Haa Bi Dakka Bosna savaşıydı belki de? Ay canına yandığımın, belki de Amerika’nın Irak’taki Saddam operasyonuydu. Ömre bak lan. Sittin senedir devam eden savaşlardan herhangi bir savaş senesiydi.

O bombaların sadece baktığım ekranda patlaması yüzünden şükrettiğim bugünküne benzer bir gündü demek ki.

Ekranlara bakmadığımız zamanlarda aşık olabildiğimiz, umudun uzun kuyruğuna tutunabildiğimiz, lezzetli tarla domatesini meyve yerine yediğimiz belki de muzla henüz tanışamadığımız için üzgün bile olmadığımız günlerdi… Hayat biter diye düşünmediğimiz, ilk gençliğin bitmek bilmez ikindilerinden olması kuvvetle muhtemel…

En azından henüz kayınvalidem yoktu ve hiç olmayacağını zannediyordum:) Aşık değildim, olmak istiyordum. Ama Barbara Cartland yüzyıllar ötesinden müdahale ediyor, izin vermiyordu. O kadar çok kitabında o kadar değişik aşk hikayesi okumuş, bir düzineden fazla lord, kont ve baron tanımıştım ki kafamı kaldırdığımda baktığım gerçek hayattaki sümüklü tipleri beğenmem katiyetle mümkün olmuyordu:)

İdealimdeki “geniş omuzlu, gri gözleri olan, manyak derecede kendinden emin, zeki ve komik adam” neredeydi? Buralarda bir yerde olmalıydı? Yoksa kütüphanede bana okumak için şiirler mi ezberliyordu? İnanılmaz büyük arazisinde hasat mevsimi miydi? Paris ya da Roma sokaklarında kocaman malikanemiz için yağlıboya tablo mu arıyordu? (Valla güleni gebertirim)

Yoksa beni uzaktan görünce topukları yağlamış mıydı?

Burnum mu büyüktü, gözlerim mi? Yoksa o mu koca kafalıydı?

Hayır. Zaten benim aşık olacağım adam görünüşe değer vermiyordu(!) Ne kadar zeki olduğumu daha ilk bakışta gözlerimden anlayacak, beni narin bir çiçek gibi..ayy dur sil burayı, ben bile kendimi narin bir çiçek gibi göremedim 🙂 Hmm nerede kaldım, zeki olduğumu anlayınca, ahahayt valla bi gülme geldi, kendimi durduramıyorum. N’apçak zeki kadını yaaa. Salak mı o adam. Koca ömür delirtirim be ben onu! Bu paragrafı görmezden gelin ve aşağıdaki paragrafa ilerleyin please. Yine şimdiki ben gibi oldum da 🙂

Hayalimdeki aşıkla nerede tanışabilirdim? Ticaret Lisesinin ekşi paspas kokulu koridorlarında bu tanıma uyan bir delikanlı yoktu. Belki varsa bile Tom Cruise gibin yaşlandıkça bi şeye benzeyeceklerdi. Çok şekilci gördüm kendimi. Kesinlikle yoktu. Olsaydı zeka dolu bakışlarından hemen anlardım. Lakin bunlar pek bir mal mal bakıyorlardı. (Binlerce erkek okurum sayfayı terk etti) Belki bir otobüse binmeliydim. Misal İstanbul’a gitmeliydim. Yani milyonlarca insanın yaşadığı büyük bir şehirde aşkı bulma şansım, yazın nüfusu birkaç binli rakamlarla ifade edilen bu şehirden daha fazlaydı.

Hala okuduğunuza göre benimle birlikte aramaya devam ediyorsunuz. Çok tatlısınız! Var var aşk diye bi şey var. Barış dolu, sevgi dolu bir yer de var..İyi bakarsanız kalbinizde kocaman bir cennet var. Vallahi de…

Size güzel bir şarkı ve onun umutlu sözleriyle veda ediyorum:

“35 yıl ve hayatım hala esintisiz

Bir menzil uğruna koca umut tepesine tırmanmaya çalışıyorum…

Hemen farkına vardım, dünyanın bunun için var olduğuna :

İnsanların birliği”

2.Bölüm

3.Bölüm

Facebook Yorumları
Aşık Değildim Olabilirdim
4.6 (91.11%) 9 Oy verildi.
, , ,

About Filiz MANDACI

Fakir bir ailenin aristokrat kızı. Hasbelkader okudu. Yazmasaydı delirecekti...
View all posts by Filiz MANDACI →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir