ARADIĞINIZ O KIZA ŞU ANDA ULAŞILAMIYOR… KEŞKE VAKTİNDE ŞEY YAPSAYDIN!

Sevgili okur, 10.sınıflarda nefes nefese Fransız İhtilali’ni anlatıyorum. İhtilali adamlar yapıyor, ben niye nefes nefese kalıyorsam? Heyecanlı bir futbol karşılaşmasını anlatan spiker gibiyim, gole epey yaklaştık: “ Evet sayın seyirciler, Bastille Hapishanesini ele geçirdik, büyük bir çalımla orta sahaya kadar ilerledik, 16.Loui’yi saf dışı bırakmak üzereyiz, Bourbon Hanedanlığı’nın kalesine bir gol daha atmak üzereyiz..” Bu heyecanlı anlatımım son Beşiktaş maçını izlemiş ve belli bir doygunluğa ulaşmış bu oğlan sınıfında pek karşılık bulmuyor ne yazık ki. Ön sıralarda oturan iki (sayıyla 2) öğrenci dışında diğerleri ihtilale kayıtsız kaldılar. Ben de onların vergilerini arttırmayı planlıyorum, emeksiz yemek olmaz, ekmek bulamazlarsa pasta yisinler madem 🙂

Bu iki öğrenciden biri hazır ihtilalini yapmış, eleğini duvara asmış bir milletin ilerleyen yıllarda nasıl olup da tekrar imparatorluğa dönüştüğüne şaşırdı kaldı. İnsanoğlunun güce tapınmaya meraklı olduğunu bilmiyor kuzum. Öyle olmasaydı piramitlerin tonlarca ağırlıktaki taşlarını kim taşırdı on yıllarca, o koca Bastille kalesini kim dikti zengin ve güçlü Bourbonlar için? Ahey ahey! Küçük bir toplulukta sesini biraz yükseltenin “yönetici” seçildiği bir dünya burası. Sesini gittikçe yükselten, yükseldikçe omuzlarda yükselen, yükseldikçe “yükseğe tapanların” sayısının arttığı bir  dünya bu küçüğüm. Sen hangi gezegende yaşıyorsun?

Misal: Napolyon. Topçu subaylığına dirsekleri sıvayan ve devrimin destekçileri arasında olan bu adam birdenbire kendini ordu komutanı ( hadi ona da haksızlık etmeyelim, yönettiği savaşlar hala ders olarak okutuluyor), ardından konsül- daha da neler- imparator olarak buluvermiştir. Tac giyen her ölümlü erkeğin başına gelen şey onun da başına gelmiştir: Güç zehirlenmesi!

İmparator olduktan sonra yetmiş milyonun üstünde bir nüfusu otoritesi altına almayı başarmış, aşkından öldüğü Josephine’i boşayıp ona bir oğul versin diye Avusturya prensesi Marie Louise ile evlenmiştir ( Bkz.Gücü soydan devam ettirmek aşktan önemlidir önermesi)

Çizgi film olarak izleyecek olursak yumruklarını gök yüzüne kaldırarak “nhahaha ha ha” diye dünyayı ele geçirmeye kalkan maceraperest Napolyon’a ilk yumruğu Rusya vurmuş, İngitere de Waterloo Savaşı’nda bi aparkartla işini bitirmiş olurdu. Gerçekte de ülkesini kendi hayalinin peşinden sürekleyen bu muktedir yediği bu darbeden değil ama milyon tane insana hükmetmeye çalışan tüm ölümlü muktedirlerin ortak düşmanı stres yüzünden kansere karmış, sürgünde mide kanserinden Josephine’e doymadan ahirete intikal etmiştir. Ah,” intikal etmek” meramımı ne de güzel anlatıyor. 1.anlamı, yer değiştirmek, yani dünya değiştirmek. Merhaba öbür dünya 🙂 2.anlamı, anlamak, kavramak. Dikkat dikkat öteki dünyaya hareket eden çok değerli yolcularımız vardıklarında “Hanya’yı da Konya’yı da, dünyanın kaç bucak olduğunu da görüp anlayabileceklerdir.”

-Eveeet Napolyon kardeş, hoş geldin! Uzuuun dünya seyahatinden ne anladın bakalım? Bize giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden müteşekkil bir kompozisyon yaz anladıklarını.

-The person you have called cannot be reached at the moment.

-Ooo Napolyon, Waterloo Savaşı’nda Anglosaksonlardan İngilizceyi de ilerletmişsin! Basbayağı ulaşılabiliyorsun şu anda. Hadi gülüm, sıra epey uzun, bak arkadan başka bi imparator geliyor daha ona soracağız “Güç seninle oldu mu?” diye.

-Öhö öhö. Başlık. “Aradığım kız nerede şimdi”. Yazan: Napolyon.

“Valla başta her şey toz ve gaz bulutundan ibaretti. Savaşı filan boşverin de Josephine başıma gelen en güzel şeydi! O tutkulu kadının esiri oldum, cepheden usanmadan her gün mektup yazıyordum ama o bana üç günde bir cevap yazıyordu. O kaçtı, ben kovaladım. İkinci karım Marie Louise soğuk nevalenin tekiydi, nasıl olduysa ben bu tarafa göçünce iki kere daha evlenmiş kadın. Ahh, Josephine! Ah tatlı aşkım! İşte sonra küller küllere, tozlar tozlara karıştı işte..Keşke koca kıtayı istila etmeye çalışacağıma Josephine’ime bir öpücük daha kondursaymışım…”

Hakikaten de Napolyon’un küllerini bir milyona yakın insan uğurlamıştır. Gücün külleri bile bir milyon insan ediyor, işi çıkıp da gelmeyenleri saymıyorum bile..

Meraklı öğrencime bu kadar tafsilatlı bir açıklama yapmadım tabii. Ona üzülmemesini, günümüzde adına “demokrasi” dediğimiz şeyin de nihayetinde üç beş partide sivrilmeyi başarmış yöneticinin ülkeyi yönet(eme)mesi olduğunu söylemek isterdim. Lakin o minik kalbinin böylesi dünyevi bir gerçeği kaldırabileceğinden emin değildim. Olsaydım da, uygulayageldiğimiz temsili demokraside partideki güçlü kişilerin, kendilerini rahatsız etmeyeceklerinden emin oldukları, çok da fazla kriter aramadıkları milletvekillerini aday olarak gösterdiklerini, bizim de o güçlü kişilerin rahatını bozmayacak hepi topu beş on aday arasından birini seçtiğimizi, seçtiğimiz adayın zerre bilgisi olmayan tarım, hukuk, ekonomi vesair yasalarla ilgili oylamalarda bir gözü grup başkan vekilinde, eller havayaysa havaya, değilse na nay na nay na nay na nay şeklinde bizim adımıza karar verdiğini bu zavallı müstakbel seçmene nasıl anlatacaktım? O hala bizim “kendi kendimizi” yönettiğimizi zannediyordu 🙂  Gerçi bunları anlatsaydım, devamında ne olursa olsun “çok sesliliğin”, “tek bir sesten” evla olduğunu eklemem gerekirdi. Muhalefet olmalıydı. Yoksa iktidarım diyen kime cevap verir, kimi susturur, kimin üzerinden prim toplardı? Hele ota boka muhalefet eden muhalefet iktidarın varlık sebebiydi!

Kendi iç sesimle yaptığım bu muhabbet esnasında sınıftaki öğrenciler tahtadaki Fransız İhtilali’nin sonuçlarını defterlerine yazmış bile! Eh, bugün de hayırlısıyla Türk milli eğitiminin güzide bir memuru olarak, genel geçer bir bilgiyi daha bu gençlere kazandırmış olmanın haklı gururunu taşıyorum . İki kafası karışık genç “ihtilalin mantığını” sorgulayadursun ben de şu tahtayı bi güzel sileyim de ihtilalden hiçbir iz kalmasın…

Facebook Yorumları
ARADIĞINIZ O KIZA ŞU ANDA ULAŞILAMIYOR… KEŞKE VAKTİNDE ŞEY YAPSAYDIN!
4.8 (96%) 5 Oy verildi.
, , ,

About Filiz MANDACI

Fakir bir ailenin aristokrat kızı. Hasbelkader okudu. Yazmasaydı delirecekti...
View all posts by Filiz MANDACI →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir