Anlata Anlata Bitiremedim Kendimi

Sevgili okur, bu yazıyı kendimi yalanlamak için yazıyorum. Evet, sık sık kendimi yalanlarım. Yani benimle bir şirket kurmayı ya da herhangi bir ortaklığa girmeyi düşünüyorsan, üzgünüm başka birini bulman gerekecek. Zaten verdiğim en uzun vadeli söz eşime verdiğim sözdü, onunla bile iki üç kez adliyeden döndük. Bunun sadece benimle ilgili olduğunu düşünüyorsan çok yanılıyorsun. Çünkü benim söz verdiğim adam da ona hissettiğim duygular da yaşam koşulları da sürekli bir değişim halinde. Kendimi saydım mı? Ben, neredeyse her gün değişiyorum, uzmanların bu konuda bir teşhis bile koyabileceklerine eminim 🙂 Ama tabii içinde yaşadığım koşullar evrilse de ben bizzat “evrime dahil olmamış o aynı insan” gibi kalmaya ya da Oscar hak edecek bir performans sergilemeye devam ediyorum. Beni yargılama, nedenlerim var. Bu nedenler o kadar çok ve büyük ki bazen onların altında görünmez oluyorum. Ah, hayır, kişisel gelişimcilerin dediği şekilde kendimi kurban etmem söz konusu değil, o kadar da değil.. Bu benim de kabul ettiğim ve onayladığım bir senaryo… Zaten sonu yazılmamış bir senaryo bu ve ben sürpriz mutlu sonlara bayılırım. Deterministim dediysem de gidişata ufak müdahaleler etmiyor değilim, araç kullanmaya benziyor, hafif müdahalelerle direksiyonu belli bir yöne kırdığın sürece araç bir süre sonra tamamen o yönde ilerlemeye başlıyor. Gençliğimi heba etmişim ani manevralarla 🙂 Siz buna tecrübe diyorsunuz, ben “yaralanma”. Kabuğu düşen epey yaram var, iyileşmeyenlerin yanı sıra…

Durun, nerede kalmıştık, hah kendimi yalanlıyordum! Hani geçen gün Heidi ve dedesiyle yaşamak istiyorum diye yazdım ya, vazgeçtim, he he.. Ne diyeyim anlık şeylerin peşinden giden ergen bir ruhum ve kendimi kandırma becerim var. Ben yaşayamam Alp dağlarının eteklerinde. İki gün yaz görücem diye bitmek bilmeyen bir kış geçiremem. Bunun şu an üşümemle bir ilgisi var mı dersin, olabilir, dedim ya bugün böyle.. Zaten ben öyle keçi peşinde patika patika gezip eve dönünce süt içip, çoban Peter ile flörtöz bir ilişkiyle yetinemem. Peter kısmı şüpheli olsa da keçi sütünü hayatta içmem 🙂 Alp dağlarında kablosuz ağların çektiğini de sanmıyorum.. Münzevilik kısmı tamam canım. Kendim ölümsüz olduğumdan mütevellit diğer ölümlülerin arasına pek karışamıyorum. Ama o kadar da değil bebeğim. Ne kadar misal? Beni belki bir haftalık bir hücre yenilenmesi için gönderebilirsin, on gün için söz veremem 🙂

Kendimi yalanlamaya devam ediyorum. Hangi ruh haliyle kütüphaneye gidip kitap seçiyorum bilmem ama birkaç gün içinde “bunları ben mi seçtim yea” der mi bir insan? Kitapların isimleri size bir fikir versin diye yazıyorum: Uçurum İnsanları, Döşeğimde Ölürken…? İlginç bir şekilde sanki yoksul değildim de yoksulların hayatını nasıl anlatmış diye Jack London’un kitabını aldım. Kitaptaki realite griple birleşince bi an hakikaten “döşeğimde ölmek” istedim.. Bunları seçen yanımın hatırı için okudum.. Tüm hayatım böyle, söz verdiğim için yaşadığım inanmadığım yığınla şey.. Peki, düzelecek miyim? Evet ya da hayır dersem hangi yanıma güveneyim? Umutlu ve inaçlı yanım mı iradeli ama güvensiz yanım mı?

Bu topraklarda bir hafta önce yazdığı şeyle çelişen bir şey yazan köşe yazarlarına “dönek” deniyor.. Ben şunu eklemek istiyorum. Sağlam bir eksen üzerinde olduğunuz sürece istediğiniz kadar dönebilirsiniz.. dünya gibi.. diğer tüm gezegenler gibi.. Geceyi yaşarken gündüzü hayal eden, gündüz yorulunca geceyi kollayan yurttaşlar, sizce bu normal değil mi?

Facebook Yorumları
Anlata Anlata Bitiremedim Kendimi
5 (100%) 4 Oy verildi.
, , , ,

About Filiz MANDACI

Fakir bir ailenin aristokrat kızı. Hasbelkader okudu. Yazmasaydı delirecekti...
View all posts by Filiz MANDACI →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir