Adisyonu Alabilir miyim Lütfen?

Sevgili okur, boş okul koridorlarında boş mideyle gezinmek mi dolu sınıflarda çay ve kahve takviyesi yapılmış bir bünye mi sorusunu sordum kendime. Amanın Allah günah yazmasın (günlük dedikodu limitimi doldurdum zaten bi de oruç ibadetiyle ilgili bi eksi puan almayım) bu soruya tabii ki uzuuun bir kahvaltı, çay, kahve ve boş sınıf yanıtını verdim hemen 🙂 Tamam çocuklar, çok tatlısınız filan da nereye kadar yani? Koca sene kafa kalmıyor yav insanda. Daha oluşmamış bir dünya görüşü, her zamanki ergen esprileri, ani öfke patlamaları…. ohooo bizimki de can yahu.

 Bu sene de bana kendimle ilgili epey şey öğretti haytalar. Yani yastığı yorganı alıp bir tekkeye geçebilirim her an. Tesbih çeker gibi geçti her gün. Öyle sabır genişletici tecrübeler, ayıltıcı anekdotlar, kaçamak bakışlar, ben buradayım sinyalleri, yaklaşamamalar, fazla yaklaşmalar, tepeye çıkmalar..bürşşşş! Yeter. Bundan sonra İngilizce iş başvurusu gibi devam etsin. I usually get up late.

Okulun boşalması dışında iş arkadaşlarımın birer zombiye dönüşmüş olması da cabası. Bomboş bakışlarla yaptığımız harikulade işlerin raporlarını yazma aşamasına geçtik. Ölçekler ve çizelgeler, exel ve word programları yepyeni yemek tarifleri havasında aktarılıyor aramızda. Ah bebeğim, al bak bunu dene. Bak harika bi tarif hem de yapması çok kolay! Yok be canım, ben her sene aynı tarifi uyguluyorum uğraşamam seninkiyle..

Tabii insanın kendini hesaba çekme vakitleri. Tapındığım vakitler. Ders Kesim Raporu: Efendim tüm dersler müfredata uygun olarak tamamlanmıştır. Amin. Müfredata uymadığın zamanlara, yoldan çıktığın ve çıkardığın o özel anlara da bir rapor yaz içinden. Çoklar mı azlar mı? İzlediğin ve bahsettiğin bir film, okuduğun ve önerdiğin bir kitap, anlattığın ve yaşattığın bir anı, güldüğün içtenlikle ortak bir şaka. Paylaşılan uzun suskunluk anları, görmezden gelmelerin, “geç otur” demelerin, “bir sonraki derse” demelerin, bir sonraki derste de hazır olmamaları, senin evliyalık mertebelerin 🙂 Ezbere bildiğin bir şiirin uyandırdığı hayret, haritanın birdenbire değişivermesi, özgürce atların koştuğu bozkırlardan, fırtınalarla dolu Ümit Burnu’na yaptığınız yolculuklar…Müze camekanlarının içinde aniden anlattığın şeylerin nesneleştiğini görüp şaşkınlıkla aydınlanan yüzler, kaçma planlı okul gezilerin, muhabbetine doyum olmayan otobüs şoförü, kaldırdığı parmağına cevap alamayan yüzlerdeki açık haksızlık duygusu. Kendime bir rapor yazarım her yıl sonu, hiçbir amir okumaz. Bilseler diğerinin oysa bunun yanında hükmü olmaz.

Sosyal Etkinlik Raporu: Yıllık planda belirtilen çalışmalar yapılmıştır. Allah kabul etsin. “Ben bu şiiri nasıl böyle okudum hocam” cümlesini hangi rapora yazarsın? Raflara yerleştirdiğin kitapların kokusunu? Ödünç alma defterinde gördüğün isimlerin içinde yaydığı hazzı? Hazırladıkları programa aldıkları alkışlarla parlayan gururlu yüzleri, itaatkar bakışları?

Rehberlik Raporu: Tabii ki yapıldı:) Ya Rabbi şükür. Peki etkinlik bitince hepsinin müzik dinlemesine izin verdiğini söyleyecek misin raporda? Keşke öğretmenim bilse diye sorduğunda herkeslerden sakladıkları sırları sana açtıklarını? Tamam çocuklar, bu hafta dinleniyoruz, çıkarın kitapları dediğini? Dinlediğini, dinlediğini, dinlediğini ve tekrar dinlediğini. Ve bazen duymadığını? Göremediğini aşikar olanı? Hatalarını?

Bu yazıyı yazarken Vivaldi’nin Dört Mevsimi’ni dinliyorum Ne enteresan bir gelişme sayın okur, arka arkaya attığım Spring bitti, Summer çalmaya başladı. Kendinize yazdığınız karnenin zayıfsız olması dileğiyle, iyi tatiller!

Facebook Yorumları
Adisyonu Alabilir miyim Lütfen?
4.7 (93.33%) 6 Oy verildi.
, ,

About Filiz MANDACI

Fakir bir ailenin aristokrat kızı. Hasbelkader okudu. Yazmasaydı delirecekti...
View all posts by Filiz MANDACI →

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir